‘Dünya’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Sahte Düşler Dünyası

Çarşamba, 06 Temmuz 2011

Uykuluyum.

Sarhoş olmuşçasına uykuluyum…

Bu yazıyı o nedenle yazıyorum belki de. Sarhoş gibi içimdekilere engel olmadan sizlere aktarabilmek için yazıyorum. İnsanlar garip ey okuyucu.

İnsanlar çok garip…

Bu gün fark ettim hayatın ne kadar kolay olduğunu. Bu gün fark ettim sevmenin ne kadar basit olduğunu.

Sevilebilmenin zorluğunu bu gün fark ettim ey okuyucu!

Sevmek kolay bir eylemdir. Sevmek çok zorlamaz insanı, sadece seversin ve olur biter. Kiminin düşüncesini seversin, kiminin (daha fazla…)

Sorgulama

Pazar, 26 Haziran 2011

Sistemin parçası olmuşuz hepimiz soru sormaksızın. Soranlar ise elde ettikleri bu değeri saçmalıklar için kullanır olmuş karanlığın içindeki ışıklarını birer birer kendileri söndürür olmuş. Dünyanın ve yaşamın sırrı uzak olmuş insanlara. Gözlerini kapatıp bir hayale dalmışlar ve bu hayale öylesine inanmışlar ki çıkmak istememişler içinden.

Dolmuşta giderken camdan dışarı bakıyorum. Bir çocuk var elinde kendisi kadar olan ekmeği evine götürüyor. Bir yandan inşaat işçilerini görüyorum inşaatın tepesine çimento taşıyan. Hemen ilerisinde bir manav, sebzelerin üzerine biraz su sepen. Onun yanında aynı şeyi balıklarına uygulayan bir balıkçı. Sorgulamadan bu dünyanın onlara verdiği sorumluluklarının peşindeler.

Bir çocukla konuşuyorum. Sorgulayan bir çocukla… Bana şöyle diyor:

-Abi ya ben gözlerimi kapattığımda bana görünen bu insanlar yok oluyor ve ben gözlerimi açtığımda geri gelip sanki oradaymışçasına bu davranışlarına bürünüyorlarsa?

 

Fizik’sel delir(t)mece.

PerÅŸembe, 06 Ocak 2011

saat 05:39

Her ÅŸey karardı. Gözlerimi zorlukla açıyorum. İçtiÄŸim kahvelerden ÅŸu yanımdaki temizlik kovası dolardı sanırım. Uyumadım ve artık uyuyamam da. Çünkü uyanmaktan korkuyorum. Bak yine söyleyemedim uyumaktan korktuÄŸumu. Gözlerimi kapadığım anda beynime üşüşen formüllerden korkuyorum. Her yerde onlar var. Biraz önce kahve fincanında bile onları gördüm. Beni ele geçirdiler. Onlardan kaçamıyorum. Daha biraz önce mutfakta Newton ile Tesla kavga ediyordu. Hem de saçma sapan bir nedenden dolayı. Kızdım onlara sessiz olun evdekiler uyuyor dedim. Küstüler, beni Einstein’a ÅŸikayet edeceklermiÅŸ. ‘Cehennemin dibine kadar yolunuz var’ dedim ve evden attım onları. Kaldım tek başıma buralarda. Dönme potansiyel enerjisi aklımda dönüp dururken ötelemesi beni yiyip bitiriyor. Ne yapacağım hakkında bir fikrim yok. İki saat sonra evden çıkıp Beytepe yollarına düşeceÄŸim. Otobüsün her freninde kaybettiÄŸim eylemsizliÄŸimle oradan oraya sürüklenirken tutunduÄŸum kola uyguladığım kuvvet artacak. Okula vardığımda zaman varsa bir kahvaltı yaparım. Gerçi çok fazla hareket edip enerji kaybetmemem lazım ne de olsa uyumadım. Sınavda ne yapacağım hakkında bir fikrim yok. Formüller öylesine benzerler ki tıpkı çinliler gibiler. Hangisini nerede kullanacağım hakkında bir fikrim yok. Sanırım deliriyorum. Biliyor musun biraz önce çözümlü bir soruyu çözümüne bakarak çözebildim. Öylesine mutlu oldum ki anlatamam sana. Bu beni gaza getirdi desem yeridir. Açtım kitabı alakasız soruların bile örneklerine göz attım. Sonra düşündüm… Ben buraya niye geldim? Neden fizik mühendisliÄŸi? Neden doÄŸdum ki ben? Neden yaşıyorum? Hayatı sorgulamaya baÅŸladım anlayacağın. Belki de yaÅŸamıyorum ve bir ölüyüm. Hiçbir fikrim yok bu konuda. Neyi neden yapıyorum bilmiyorum bile. Birazdan, bu yazıyı yazdıktan sonra birkaç çözümlü örnek daha çözmeye çalışıp harmonik hareketi tekrarlayacağım. Zaten hayat hep tekrarlayara geçmiyor mu? Olsun ben alıştım bunlara. Monotonluktan bile iyi ÅŸeyler görmeye çalışıyorum. Sanki sarkaç bir diÄŸer periyodunda farklı bir ÅŸey yapacakmış, noktasal cismimiz bir anda beyaz abiyeli prensesime dönüşecekmiÅŸ gibi. Sanki havaya fırlattığımız o roket baÅŸka gezegene gidip uzaylılarla konuÅŸacakmış gibi. Ve sanki sen bu yazıyı okurken beni anlayacakmışsın gibi iÅŸte. Tabi fizik mühendisiysen, kader ortağımsan ayrı. O zaman elbette anlayacaksındır beni. Ha tabi bir tımarhanede okumuyorsan bu yazıyı. Hayat bu ya benim de oraya gelmem yakındır.

Gözüm yandaki koltukta bulunan tavlaya takıldı. Üzerinde üzerine etkiyen kuvvetin sıfır olduğu bir sinek duruyor. Bu mevsimde sinek olur mu diye düşündüm. Bu meretler her mevsimde oluyor sanırım. Zaten ben bunları yazarken sabit ivmeli bir şekilde uçmaya başladı. Kim bilir o kanat çırpışının periyodu kaçtır. Göremiyorum bile onun kanat çırpıp çırpmadığını. Öldürmeyi düşünmüyorum bile. O kadar salak bir yaratık ki biraz önce cama çarpıp küçük bir momentum kaybıyla geri sekti. Orada cam olduğunu ve dışarıya çıkamayacağını kaçıncı çarpışında anlayacak acaba? Her çarpışında yayılan ses dalgalarından da mı anlamıyor ya da kafasındaki tepki kuvvetini de mi hissetmiyor bilemiyorum.

Her neyse bu yazıyı çok uzattım sanırım. Her gördüğümü yazmaya başlarım birazdan. İyisi mi son noktayı koyup harmonik harekete dalmak. Hadi kal sağlıcakla. Ha unutmadan Türkiye’de en büyük gerilime sahip iletim hatları ve transformatörler 380 kw mış.

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009