‘Dünya’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Masumca

Pazar, 19 Aralık 2010

Bir çift göz gördüm bu gün

Hayata anlam yükleyen bir çift göz

Beyaz montunun içindeki bir kapı gibi

Dünyaya açılıyordu gözlerin.

Sözlersiz anlatıyordu seni

Çoğu kelimenin anlatamayacaklarını

Yaşadıklarını, duygularını, seni.

Pembeyle parlıyordu parmakların.

Mütevazi bir renkti.

Güven veriyordu nedensizce.

Huzur dolu ve rahatlatıcı bir güven.

Sonra saçların uçuştu rüzgârdan.

Kızmıştım rüzgâra!

Çünkü kızdırmıştı seni istemeden.

Yürüdüğün taşlara kızdım sonra.

Hani küçük aklımla tedbir aldım.

Düşürmesinler seni diye.

Sonra dönüp zamana kızdım.

Dünyaya kızdım.

Geçmişe, korkularına, hayata

Kızdım işte kendimce.

Masumca korkuttum onları

Seni rahat ve huzurlu bıraksınlar diye

Tıpkı senin yaptığın gibi,

Huzur dolu olsun istedim hayatın.

Bilmiyorum. Acaba çok şey mi istedim?

Yalan ve Son

Cuma, 29 Ekim 2010
Büyük yalanlardan küçük bir dünya kurdum
Öyle ki öfkem de yalandı mutluluğum da
Kendi pişmanlıklarımdan bir oda kurdum
Duvarları köpükten, içinde sahte bir hava
Ve hayallerimden bir çöplük kurdum
Gökkuşağı, sevdiklerim ve ben aynı anda
Gözlerimi açtım ve gökyüzüne baktım
Anladım ki kimsem yoktu etrafımda

Yitip Giden Umutlar

Salı, 03 Ağustos 2010

Gün gelir güneş doğar gün gelir yağmur yağar,
Ruhsuz dediğimiz dünya güneşle gülüp yağmurla ağlar.
Tükenen umutlar ve kaybolup giden hayallerin,
Yeni bir deÄŸiÅŸimle tekrar gözlerinde parlar…

Umudunu ve hayallerini kaybetmiÅŸ insan akıntılarla sürüklenen bir yonca yaprağına benzer. Bir süre oradan oraya akar durur; içinde bulunduÄŸu yeri istediÄŸi yer sanar. Sonra anlar ki olmak istediÄŸi yer burası deÄŸil. Bura beklentilerine karşılık vermek yerine içindekileri sömürmektedir. O denizden su beklerken deniz onun suyunu emmektedir. Sonunda kurur ve dibe çökerek kaybolur gider…

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009