‘Düşünce’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

İnsan ve Çevre

Salı, 17 Şubat 2009

‘Çevre ve insan’ aslında şu dünyanın yegâne sorunlarından biri de yegâne denge merkezinden biri de bu iki kelimenin uyumu. Evet, hal ve hareketlerimiz genelde çevrenin şartlarına göre değişir. Çünkü insanoğlu diğerlerinin kendisi hakkında düşünce ve sözlerini çok önemser. Daha da kötüsü hayatına bile bu görüşlerle yön verir. Düşünün ne zaman çevreyi düşünmeden, ‘Diğerleri ne der?’ demeden kendi içinizden geldiği gibi davrandınız? En son ne zaman sokakta deliler gibi koşup sonra ilk muslukta durup nefes nefese kana kana su içerken geriye yaslanıp bağırmanın mutluluğunu yaşadınız? Ya da en son ne zaman yolda yürürken durup sek sek oynamaya koyuldunuz? Yoksa siz sadece ‘Aa koskoca adamın yaptığına bak!’ tarzında düşüncelerden kaçan kişiler arasında mısınız? Ve siz toplumun çoğunluğunu oluşturan insanlarsınız.

Çevre insanın doğumundan başlayarak birçok konuda onu etkilemeye başlar. İlk önce anne ve babadan başar. Çocuk onların doğrularına inanmaya, onların hareketlerine özenmeye başlar ve sonra diğer yakın çevreye. Son olarak ise etrafındaki çoğunluğun kararlarını tartmadan almaya başlar. Hani onlar çoğunluk ya doğrudur muhtemelen. Hani herkes aynı şeyi söylüyor ya doğrudur herhalde. Peki, şöyle durup bir düşüneniniz oldu mu? Neden diğer şeyler yanlış? Ya da neden o doğru? Bazıları inandıkları şeyi açıklayamaz bile. Hani sıyrılmanın kolay yolunu da bilirler. Diğer herkes de aynı şeye inanıyorsa bir anda garip tavırlarla sizi yargılarlar da.

Açıkçası bunlar hiç umurumda değildir. Ben sadece kendi doğruları için yaşayanlardanım. Evet diğerlerinin kararı hayatımda büyük bir önem arz etmez. Onlar için değil kendim için yaşıyorum öyle değil mi? Kendi mutlu olduğum şeyleri dilediğimce yapamayacaksam bunun anlamı ne peki? (Bunu söylerken beni mutlu edip başkalarını üzecek şeylerden bahsetmiyorum.)

Bu gün bir arkadaşımla konuştum okulda. Darwin hakkındaki düşüncemi sordu güldüm. Biraz açıkladım. ‘İnanıyor musun ona?’ dedi, ben de ‘Evet.’ Dedim tepkisini ölçmek için. Biraz sonra ‘Çok saçma nasıl inanıyorsun?’ şeklinde konuşmalara başladığında ‘İnanmamam için bir neden söyle.’ Dedim. Kız biraz afalladı sonra birkaç neden söylemeye koyuldu. Söylediği nedenin saçmalığını kendi de fark etmiş olacaktı ki sonra durdu. İşte neye neden inandığını bile bilmeyen garip bir toplum yapısı içindeyiz şu anda. Sırf diğerleri söyledi diye inandığımız o kadar çok şey var ki. Üstelik körü körüne inandığımız şeyler bunlar.

Bir diğer sorun da insanların kendilerini mutlu edecek şeylerden kaçınıyor olması. ‘Her insanın içinde büyümemiş bir çocuk vardır.’ Derler ya sonuna kadar haklılar. Mesela ben hiç büyümedim belki de. İnsan bazen çocuk gibi yaşamayı onlar gibi davranmayı hak eder ama çevremize baktığımızda herkesin bir ağırbaşlılık takıntısı olduğunu görüyoruz. Bazıları bunu öylesine abartıyor ki ne siz sorun ne de ben söyleyeyim.

Başta da belirttiğim gibi kaçınız diğerlerinin size bakış açısını umursamadan delice denebilecek şeyleri yapabilirsiniz sokağın ortasında? Ve üstelik tek nedeniniz bunu yapmak olmalı.

Bunu bir düşünün isterseniz. Diğerleri için değil kendiniz için yaşıyorsunuz ve dilediğinizce hareket etmelisiniz. Yürümekten sıkılınca koşmalı, bazen takla atmalı, özgürce bağırmalı, birbirinize su sıçratmalı, bezen güzel şakalar yapmalısınız. Zaten hayatın tadı da buralarda değil mi?

Lcnby

Kendi Bİlinmeyenlerinize Yolculuk

Çarşamba, 04 Şubat 2009

BEYİN VE BEYİNGÜCÜ

Son zamanların yaygın konularından olan beyin ve beyin gücü tüm programlarda kitaplarda karşımıza çıkmaya başladı. Oturup düşününce birçok fonksiyonu olan beynimizin aslında daha büyük işler başarabileceğine inanırız. Haklısınız.

Herkes gibi bende bu düşüncelerle yola çıktım ancak rastladığım çeşitli bulgular bazı şeyleri yanlış bildiğimi öğretmekle birlikte bazı şeyleri öğrenmemi sağladı.

Aslında her şey ilköğretimdeki fen bilgisi öğretmenimin sınıfımıza yaptığı bir konuşmayla başladı. Beynimizi sınırlandırmamamız gerektiğiyle başlayan konuşma günümüzde tartışılan bir olaya kadar ilerledi. Telekinezi.(Telekinezi uzaktan cisimleri hareket ettirme anlamına gelen bir güç diye bilinir.)

Öğretmenimiz izlediği bir programda böyle bir gösteri karşısında hayrete düşmüştü. Olayı bizimle paylaştığında kafamda birkaç şey belirdi. Neden olmasın dedim en başlarda. Beklide çocukluk diyebiliriz. Nede olsa daha 6. sınıfta, hayal gücünün doruklarındaydım. Bu konuda ansiklopediler kitaplar irdelemeye başladım ancak bu bilgiye ulaşmak neredeyse imkânsızdı. Bunun yanında o zamanlar yaygın olmayan internet aklımda bile olmadığından bir şeyler bulamamıştım.

Enerjiler konusunda her zaman kafamda bir soru iÅŸareti vardı aslında. Ancak kimsede bilgi olmaması iÅŸi umutla girilen bir yolun çıkmaz yol olması gibi tatsızlaÅŸtırıyordu. (daha fazla…)

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009