‘GÜn’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Yeni bir gün ve ayağa kalkmak.

Pazartesi, 14 Mart 2011

Uzun bir geceden sonra yine bir gün doğuyor bulutların ardından. Ben beklerken o gecenin karanlığında önce birkaç kuş selamlar oldu ruhumu. Ardından hafif bir ışıma belirdi gökyüzünde. İçimi dolduran ışık hatırlattı bana kim ve nerede olduğumu. Sonra kendini gösterdi göz kamaştıran bir biçimde ışık topu. Bana bakıyordu öyle karşımda, sanki artık kalk ayağa der gibi tatlı bir gülümseme vardı yüzünde. Bana güç veren turunculuk aydınlatıyordu dünyamı.

Zamanı geldi diyor o anda içimdeki çocuk. Büyümenin vakti geldi diyor duyduklarım. Beklediğin o gün geldi diye bağırıyor çevremdeki her şey. Kalkıyorum uyuduğum o yerden. Hep hayalini kurduğum ayağa kalkma anıma doğru bakıyorum. Ama her şey hayalden o kadar farklı geliyor ki hayalden. Hissederek yaşamak daha güzel geliyor insana. Kalkıyorum, etrafımda tutunacak bir şey ve bir kişi olmadan. Yalnızlığımla son kez kucaklaşıyorum belki de umut ruhumu beslerken…

Değişim her yanı sarmış ve her yeri yeşertirken huzur dolan bedenim yürümeye başlıyor. Gözlerim geriden gelen bir güçle parıldıyor. Vücudum hiç olmadığı kadar dik, hiç olmadığı kadar enerjik. Vücudum hiç olmadığı kadar dik, hiç olmadığı kadar enerjik. Hayat yeni başlıyormuşçasına saf ve temiz her şey.

Dışarı çıkmadan önce ise içimdeki o çocuk son bir öğütte bulunuyor. Son ve her şeyi özetleyen bir öğüt. ‘Bu sefer olmaz!’

 

Umut

Çarşamba, 09 Mart 2011

Rüzgarın getirdiği küçük fısıltılar duyarım arada

Yanına uzanıp yavaşça ellerine dokunduğumda

Kayboluşunu görürüm gözlerinin boşluğunda

Sabah olduğunda kayıp gideceğini görürüm

 

Gün ağarmasın istedi bu gün ruhum

Güneş doğmasın karartılarıma dedim

Yüzümü görüp ellerimden kopma istedim

Ve sen son bir kez bakıp gözlerini devirdin

 

Sessizliğe eşlik ederdi melodi tadında nefesin

Habersizdin gücünden içimdeki kıyametin

Akıl karıştıran sadece senin sarhoşluğun

Ruhumu isyan ettiren ise gerçeğin ta kendisi

 

Sordular neden yaptın gideceğini bile bile

Söyleyemedim kimse beni anlamaz diye

Saklandım kimsenin uğramadığı bu sahile

Ellerinden akan ruhum artık senin bedeninde

 

 

 

Mutlu Olmak

Pazartesi, 10 Mayıs 2010

Bu sessiz ve karanlık bir yolda ışık aramak veya aydınlık bir yolda saklanacak bir karanlık bulabilme ümidi barındırmak. Evet bu umudun ta kendisi. yeni ve güzel bir güne inancın ta kendisi. Artık sorunların ve üzüntülerin geçeceÄŸi beklentisi. Bu sessiz ve düşüncesiz bir bekleyiÅŸ. Belki de bir yok oluÅŸ…

Bir gün biterken yeni bir gün de ardından doğacaktır elbet. Ta ki son bir gün gelene kadar. Umutlarımız ve hayallerimiz bir sonraki günün o gün olmaması, korkularımız ve endişelerimiz diğer günün bizi köşeye atıp kendimizle baş başa bırakmaması için.

Düşüncesiz bir bekleyiş bizi kollarına alır. Hafif bir esinti iliklerimize kadar işlerken bu duygu bedenimizi ele geçirip bizi hayallerin içine sürükler. Bazen en büyük kabuslarımızın bazen hiç ulaşamayacağımızı düşündüğümüz o imkansız hayallerin içinde kaybolup gideriz. Bir an için kendimizi iyi ya da kötü hissederiz. Oysa gözlerimizi açtığımızda her ikisinin de yok olacağını biliriz. Buna rağmen kaptırıp gideriz. O hayalin içinde oradan oraya sürüklenip korkup bazen kahkaha atıp bazen ağlayarak kendimize geliriz. Oysa ki hiçbiri yaşanmamış hiçbiri gerçekleşmemiştir. Sadece kendi kendimize oynadığımız bir oyundur. Sonunda ya korkularımızın artmasını izleriz ya da o günlerin bir an önce gelmesini isteriz. Belki de o günler hiç gelmeyecek deriz. İki durumda da bir hüzün kaplar içimizi. Korktuğumuz anların bir kabustan başka bir şey olmadığına sevinemeyiz ya da bizi mutlu eden hayale gülümseyemeyiz gerçek olmadığını anladığımız için.

Biz insanoğluyuz üzülmekten ve kederlenmekten başka bir şey yapamayız. Sadece ‘keşke’lere ve ‘ama’lara gömülüp gideriz. Sorunları aklımızda evirip çevirip üzülür, yakınız, ağlarız. Biz insanoğluyuz ağlamadan yapamayız.

Başarılı ve ünlü bir golf oyuncusuydu. Bir turnuvadan çıkıyordu. Birinci olmuş ve yüklü bir çek kazanmıştı. Arabasına doğru giderken kolundan bir kadın tuttu. Önce onu başarısından dolayı tebrik etti. Sonra da bebeğinin ölmek üzere olduğunu ve tedavisi için paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Adam dayanamadı ve çeki imzalayıp kadına verdi.

Bir hafta sonra adamın yardımcılarından biri yanına gelir ve ‘Efendim üzülerek söylemeliyim ki geçen hafta çeki verdiğiniz kadın bir dolandırıcı çıktı. Değil hasta bir bebeği olması evli bile değilmiş’ der. Adam güler ve ‘Yani ölmek üzere olan bir bebek yok. Bu bir hafta içinde duyduğum en güzel haber.’ der.

Hikaye alıntıdır.

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009