Kai göle doğru hızlı adımlarla gelmişti. Belki koşmuştu da. Cathleen’in arkasından gelmemeiş olmasına seviniyordu. Beyni patlayacak gibiydi. İstemsiz de olsa gözlerini açtı. Sİmsiyah gözlerinden siyah bir sıvı akıyordu. İçinde dayanılmaz bir acı vardı. Storm çılgın gibi tepesinde dönüyor ciyaklıyordu. Kai çevresindeki hiçbir şeyi kavrayamıyordu. Tek hissettiği acıydı. Tatlı, dayanılmaz keskin bir acı. İçindeki ruh artık hareket ediyordu. Onu da hissedebiliyordu. Biraz sonra ruh dışarıdaydı. Kai bedeninin dışında önce etrafına baktı. Göl kenarında değildi. Bedenini hissedebiliyordu yalnız dışarısı farklıydı. Şaşkın ve tedirgin bir haldeydi. Kelimeler de ağzından çıkamıyordu. Çevresine döndü fakat hiçbir şey yoktu. Sisli bir yer, ağaçlar, heryerde ağaçlar….Gökyüzüne kadar uzanan büyük, dev ağaçlar. Hiçbir ses, hiçbir görüntü yoktu.
Birkaç adım atmaya çalıştı ama yapamadı. Ruh olduğunu unutmuş gibi davranıyordu. Sonra hatırladı ve süzülmeye başladı. Sadece düşünüyordu ama uçuyordu da. Gidiyordu, ağaçların içinden geçerek bir oraya bir buraya dönerek gidiyordu. Bu sırada bedenini de hissedebiliyordu. Arasıra bir iki adım atıyor, biraz geriliyordu. Onun kontrolünü Laysın’ın aldığını düşünmek istiyordu ama bu olamazdı. O alsaydı bu kadar iyi hissedemezdi. Laysın ortalarda yoktu.
Bi o yana bir bu yana giden ruhu sonunda durdu. Uzun bir süre arayış içnde olduğunun farkında bile değildi. Sonra yukarı yükselmek istedi. Ağaçların üstüne… Hızla yükseliyordu. Gittikçe yaklaşıyordu. Ağaçların sonuna geldiğinde kendini tekrar yerde bulmuştu. Şaşkındı tekrar yükseldi ama her ağaçların ucuna ulaştığında tekrar yerden çıkıyordu. Anlam veremiyordu… Üşümeye başlamıştı. Acılarını unutmuştu..
Biraz sonra dayanamadı. Bedenine dönmek istedi. Büyük bir istekle kendisini geri çekiyordu. Ama bir noktaya geldikten sonra durdu. Daha fazla ileriye gidemiyordu. Bedenine de geçemiyordu. Artık birşey yapamayacağını anladı. Öaresiz bir bekleyişe daldı. Biraz zaman geçmişti ki sinirlendiğini hissetti. Bu daha öncekilerden çok öte bir sinirdi. Büyük bir patlama gibiydi bağırırken. Evet Kai’nin ruhu o alanda bağırmıştı. Kulakları sağır edecek bir sesle bağırmıştı. O sırada ağaçlar devrilmeye başladı. Herbiri yıkılıyordu. Kai amaçsız bakışlarla bakıyor, şaşırmaya devam ediyordu. Ağaçlardan son birkaç tanesi kaldığında Kai ileride birşey farketti. Oraya doğu gitmeye başlamıştı bile. Ve son ağaç yıkıldığında aslında ormanın hiç de büyük olmadığını farketti. O an sonuna geldikçe onun da başına döndüğünü anladı
Hemen sonra bu düşünceleri kayboldu. İlerideki karartıya baktı. Bir adam… Bir çocuktu bu. Ona doğru geliyordu. Onun her adımında Kai müthiş bir acı çekiyordu. Onun kim olduğunu biliyordu ama acıları hatırlamasına çıkarmasına engel oluyordu. Ve sonunda aralarında birkaç adım kala Kai kısık bir sesle konuştu:
Laysın! (daha fazla…)









