‘İnsan’ olarak etiketlenmiş yazılar

Kuş ve İnsan

Pazar, 08 Ocak 2012

Bir kuş gördüm bu gün. Kanatlarını sonuna kadar açmış bir kuş gördüm. Uçuyordu özgürlüğe doğru. Onun her kanat çırpışında ben heyecanlanıyordum. O kadar yüksekteydi ki “Onun yerinde olmak için neler vermem ki!” diye düşündüm içimde. Bir kuş olmak ve gökyüzüne kanat açmak, uçmak gidebildiğince, süzülerek yere inmek. İnsanoğlunun geçmişten gelen en büyük hayalini gerçekleştirmek için neler vermezdim ki!

Ben bunları düşünürken ise altında bulunduğum ağacın üzerindeki bir serçe sağ omzuma sıçtı.

 

Şimdi gökyüzünde uçan o şey de kuş, üzerime sıçan serçe de. Gel bu kararı sen ver be okuyucu hata bunun neresinde?

İkisi de bir bakıma özgürlüklerini sergiledi aslında birisi uçup kaçabileceğini gösterdi bana diğeri ise sıçıp kaçabileceğini. İkisi de kabiliyetlerini serdi gözlerimin önüne. Bana da düşünmek kaldı onlar davranışlarına devam ederken.

 

İnsanlık da böyle işte be okuyucu. Her birimizin farklı yetenekleri, her birimizin farklı özellikleri var. Kimimiz sadece iyi özelliklerimizi sergilerken kimimiz bunun yanında kötüleri de serer diğer gözlerinin önüne. Ama sonuçta kuşun kuş olduğu gibi insan da insan be okuyucu. Her birimizin kötü bir özelliğinin de olduğunu kabul etmek gerek şimdi burada.

Önemli olan ise hangi özelliğimizle tanındığımızdır şu yaban dünyada. Kim bizi nasıl tanıyor onu sorgulamak lazım. Arkamızdan konuşulanları duyabilmek ya da kendimizi gözleyebilmek lazım bizlere.

Düşünün bir günlük hareketlerinizi. Ne yaptınız diye bakının geçmişinize. Neyi iyi neyi kötü yaptığınızın farkına varın ve sonra “Ben nerede hata yaptım?” diye isyanlara girin derim ben.

Anlayana bu kısa yazı kârdır diyorum ve son noktayı koyuyorum. Kalın sağlıcakla!

Bir Gün

Cumartesi, 08 Ekim 2011

Bir gün gelecek bildiğiniz her şeyi unutacaksınız, unutmak isteyeceksin. Bir gün gelecek geçmişe dönüp bakmamak isteyeceksin. O gün bir yaş daha büyüyeceksiniz işte. O günden sonraki bir daha eskisi gibi olmayacak. Unutacaksın bir bir tanıdık yüzleri. Unutacaksın nereden nereye gidildiğini. Unutacaksın sevgiliyi ve sevgiyi, nefreti ve kini.

Bu gün var yarın yok insanoğlu. Hayat kısa ve dünya küçük anlayacaksın. Boşlukları doldururken ağlayacaksın. Bu güne kadar görmediklerin gelecek üstüne. Yeni yeni acılar keşfedeceksin, yeni mutlulukları keşfettiğin gibi.

Sabahları erken kalkmaya başlayacaksın, günü kaçırmamak için. Boş zamanlarında evinde durmayacaksın, hayatı yaşayabilmek için. Beklemeyi bırakacaksın bir gün.

Eğlenmeyi özleyeceksin.

Koşmayı,

Konuşmayı,

Sevmeyi,

Korkmayı özleyeceksin.

Yaşamak isteyeceksin.

Düşünmeden yapmak isteyeceksin.

Elinde tebeşir asfalta çizgiler çizeceksin.

Bir gün gelecek insanları çizeceksin.

Çevrendekiler bir bir yok olurken anlayacaksın yeniden. Bu gün var yarın yok insanoğlu.

Uyanış!

Cuma, 24 Aralık 2010

Garip bir duygu var bu gece içimde. Sanırım değişimin içten içe beni sarışını gösteren bir duygu bu. Sanırım içimdeki o ısrarla büyüttüğüm çocuğun büyüme isteğini fiziksel şiddete çevirmesinden dolayı acıyor içimde bir yerler. Belki de uzun yıllardır beklediğim o gün geldi bu gün. Ayağa kalkmanın hayallerini kurarak yırttığım onca takvim yaprağından sonuncusunu da yırttım bu gün. Ne yapmam gerektiğini bilmediğim o karanlık çağımı geride bırakmak için bir adım atıyorumdur ya da buna benzer bir şeyler oluyordur ruhumun derinliklerinde bir yerde. Öyleyse neden bu kadar sıkkınım ki? Neden yıllarca hissettiğim o boşluk duygusunu başka bir ‘hiç’lik aldı? Nedenlerim böyle sıralandı işte aklımda.

Uzun yıllar oldu böylesine nefes almayalı. Çok hayallerim oldu öylece parmaklarımın arasından kayıp giden. Çok anılarım oldu insanlara gülerken içten içe ağladığım. Ama bu seferki öylesine canımı yaktı ki peşine düşmek istedim. Onca olanlara, onca yaşadıklarıma rağmen nende bu gün hiçbir şey olmamışken böylesine bir ağırlık var üzerimde? Pişmanlıklarım mı? Keşkelerim mi? Neler beni bu dipsiz kuyuya doğru çeken o düşüncelerim?

Tüm zamanların asıl sorusunu soruyorum şimdi kendime. Çoğu kişinin yola başlarken sorduğu benimse en son sorduğum bu soru hayatımı karıştıran asıl etmen. Ben kimim? Bu soruyu buraya yazarken bile dokularım enzimlerini deli gibi salgılayıp kalbimin delicesine çarpmasına neden oluyorlar. Şimdi anlatacaklarımın çoğunu ağzımdan duymadınız belki de. Öyleyse dikkatle okumaya başlayın. Sıradan bir yazı okurcasına odaklanın bana. Sigara içmek isterseniz yakın bir tane, ya da bir kahve yapın okurken içmeyi seviyorsanız bir bira açın. Tek istediğim okumanız. Benim içim değil. Kendiniz için okuyun. Neden sizin hayatınızdayım ve neden bu kadar kafam karışık öğrenin. Öğrenin ki bu hikâyeden kendinize küçük bir pay çıkarın.

Herkesin farklı hayalleri vardır bu kocaman egoist dünyada. İçindeki küçük insanlara bile kinle dolu olan o dünyada neler oluyor hiç merak ettiniz mi? Siz orada öylece kendi sıkıntılarınıza gömülmüşken, para hırsı gözünüzü bürümüşken diğerleri neler yapıyor acaba? Öyle diğer ülkelere değil komşunuza bakın, dışarıda mutlu mesut eğlenen diğer insanlara bakın. Onlar nasıl mutlu olabiliyorlar? Şanslarından mı? Belki de… (daha fazla…)

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009