Bir düştü gözlerimden akıp giden. Sonrasında o karanlığa bakakaldım bir başıma. Ne gücüm vardı kalkıp gidebilecek, ne de biri vardı beni tutup kaldırabilecek. Sadece kendimleydim, kendi düşlerimin içinde kaybolan sadece ben vardım. Önce her şeyi baştan yaşadım. Yeniden doğdum; konuşmayı, yürümeyi ve gülmeyi baştan öğrendim acı çekene kadar. İstediğim hayatı şekillendirdim, kimse de engel olmadı. Sonra sona doğru ilerlemeye başladım. Tam alıştım diyordum ki kendimi olduğum yerde aynı karanlığın içinde buldum. Biraz korktum belki, ya da utandım yeni bir şansa rağmen aynı yere geldiğim için.
.
Bir şans daha istedim. Bu sefer her şey farklı olacaktı, buna inanıyordum. Doğdum, yürüdüm ve güldüm. Bazen ağlayıp bazen delice kahkaha attım. Birilerini sevdim, kendimi sevdirdim. Hiç yapmadığım şeyler yaptım. Bir gün uyudum, bir gün gitmediğim yerlere gittim. Yapmadığım şey kalmamıştı ki gözlerimi kapatıp açtığımda yine o boşluktaydım. Kimsesiz ve ürkütücü o boşlukta çırpınıp duruyordum çaresiz bir serçe misali.
.
İşte şimdi yine hiç yapmadığım bir şeyi yapmaya başladım. İçimdekileri açık açık yazmaya başladım. Çünkü tam da şu anda bir şeyin daha farkına vardığımı gördüm. Ne yeni bir şanstaydı benim aydınlığım ne de farklı şeylerde. Kendimi hapsettiğim bu zindanın anahtarı sadece benim cebimdeydi.
.
Yavaşça parmaklarımı oynattım. Cebime giren ellerim soğuk bir demiri kavramıştı. Yavaşça anahtarı çıkardım ve ellerimi yere koydum. Pencereden vuran ay ışığı gölgemi yere düşürürken ellerime yüklendim ve tek hamlede betonu uzaklaştırdım ellerimden. Son olarak gözlerimi açtım, yıllardır tuttuğum nefesimi bırakıp yeni bir nefes aldım. O hava ciğerlerimi doldururken önümdeki eski kilide doğru uzandım. Anahtarı içine soktum ve çevirdim. ‘Tık’ dedi sadece. Yıllardır beklediğim o ses artık ilgimi çekmiyordu. Oysa her gece yatağıma yattığımda o sesi duyabilmeyi umardım. Artık kilit yoktu ve kapı ardına kadar açılmıştı.
.
Kapının ardında uçurum olabileceğini tahmin etmezdim. Bir süre şaşırdım ne olduğunu anlayana kadar. Artık mantıklı geliyordu her şey bana. ‘Ölmeden yeni bir hayata başlayamazsın!’ dedim kendime. Ayağımı kaldırdım ve o an içimden gelen bir ses ‘Hayır!’ diyiverdi aniden.
.
‘Hep öldün zaten. Hep aynı yerde doğup aynı yerde öldün.’
.
Haklıydı. Tam kilitlerden kurtulmuşken yine aynı şeyi yapacaktım. Yine yeni bir hayat umuduyla her şeyi baştan yeşertecektim. Oysa önemli olan bıraktığın yerden devam etmekti. Geriye döndüm ve gülümsedim. Arkamdaki duvar tam da o anda büyük bir gürültüyleyıkıldı. Toz bulutunun arasında görebildiğim tek şey ise sürekli bana görünen ayın arkasına gizlenmiş güneşin sarı tonlarıydı.
.
.
Önemli olan yeni bir hayat mı yoksa devam ederken her şeyi düzeltmek mi?









