Şüphe ve belirsizlik… Åžu hayatta nefret ettiÄŸim iki durum diyebilirim bunlara sayın okuyucu. Her ÅŸey yolunda giderken bile bu ikisinden biri var ise iÅŸin içinde o iÅŸ o yoldan çıkacaktır emin ol. EÄŸer bu iki durum söz konusu ise iyisi mi sen bırak ve git okuyucu, beni dinle. Kendi kendini ne üzeceksin boÅŸu boÅŸuna, çabaların daha çok karışıklık getirecek nasıl olsa.
Sana söylediğime bakma be okuyucu ben de aynı derdin yolcusuyum. Ne bırakıp gidebiliyorum ne de bu düşüncelerimi susturabiliyorum. Üstelik bende iki hal birden var be okuyucu. Hem şüphelerim hem de belirsiz bir sonum var. Her şey yolunda gibi görünse de kafamı kendi kendime karıştırasım var.
Adım atmaya korkar oldum işte. Ya sonunda ulaşamazsam gideceğim yere diye dertlenir oldum. Gülümsemekten korkuyorum be okuyucu. Gülüş sayımız belliyse hepsini bitirmeyeyim diyorum hani ilerde lazım olur belki.
O değil de kesinliğin gözünü seveyim be. Sonuç olumsuz bile olsa şu belirsizlikten iyidir kanımca. Çabalayıp da sonunda her şeyin bir fiyaskodan ibaret olduğunu görmektense yol yakınken inceldiği yerden bitiriverirsin işi. Haksız mıyım be okuyucu?
Gene şöyle bir durup düşündüm de şu şüphe ve belirsizlik ne menem bir şey yahu. En mutlu anlarınızda kapılırsınız bunların etkisine çoğu zaman. Hani ortada bir neden bile yokken hoop geliverirler. Tüm mutluluğunuzu zehir zıkkım ederler farzı misal.
Gene söylemek istediklerimi diyemeden gidiveriyorum ve okuyucu. Ne yapsam da çıkmıyor işte dışarıya. Ne kadar çalışsam da içime attıklarım çıkartamıyorum bir türlü. İyisi mi biz böyle devam edelim. Ben anlatmaya çalışayım sen de anlamaya, belki bir yol buluruz ha? Belki bir gün bir yerde oturur da dertleşiriz seninle. Belki o gün anlarsın beni tüm benliğinle. Anlarsın belki ben anlatamasam da buraya yazdıklarımın benim için anlamını be okuyucu.
Haydi kal sağlıcakla.
Özel Not: Yazıyın ardından Orhan Gencebay’dan Ya Evde Yoksan’ı dinlemeyi sakın ola ki deneme!









