Sevme okuyucu! Seversen kesin birisi üzülecektir bırak kimseyi üzme. Tutuver duygularını, senden üstün değiller ya bırakma semerlerini. Bırakma ki gidip kapılmasınlar bir sevgiye, olmasınlar aşık. Olup de ne olacaksın ki? Boş ver, olmayıver be okuyucu. İnan seni düşündüğümden söylüyorum. Ne diye kendini üzesin ki boş yere ha? Çok mu lazım hayatında sevdiklerinin olması? Bırak onlar seni sevsinler. Unutma sevmek değildir mutlu eden, sevilmektir. Ne de olsa her insan bencildir!
Seversen sevilmeyi beklersin okuyucu. Karşılık bulamamaktır insanı inciten. Dedim ya her insan bencildir diye. Sevilmemek durumudur insanı üzen, onu kimi zaman ölümün eşiğine doğru götüren. Bir arkadaş gibi görünüp o uçurumun kenarında kıçına tekmeyi basan durum sevilmeme durumudur. Sevmediğinin seni sevmesini de beklemezsin hani. Sevme o zaman, ne gereği var?
Ha, iyilik de yapmayacaksın. İnan bana iyilik yapmamak en büyük iyiliktir aslında. Ama deme bana okuyucu. Sana kötülük yap demiyorum, sadece iyilik yapma! İyilik yapan iyilik bekler. Karşı taraf sana karşı iyi değilse nefret beslersin içindeki o boşlukta. Bırak boş kalsın ne diye üzesin tatlı canını. İyilik yapma ki beklemeyesin, İyilik bekleme ki nefret etmeyesin.
Ne halleri varsa görsünler sevgili okuyucu. En güzeli sen küfret. Ne sev ne de iyilik yap. Şöyle doya doya bir küfret ve yaslan arkana. Sana en büyük rahatlığı vaadediyorum ama anlarsan. Sana ömür boyu mutluluk sözü veriyorum dediklerimi yaparsan. Küfret şimdi doya doya. Ota, boka, hayata, hocana, sevgiline, çevrene, komşularına, bana, karşına çıkan her şeye bir küfret. (Önemli not: İçinden küfret hani duyar muyar tatsızlık çıkmasın) Önce dediklerimi yap sonra eğer mutlu ve huzurlu bir insan olmazsan gel bir daha küfret bana okuyucu. Sözüm söz!









