‘mutluluk’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Sevme, İyilik Yapma!

Pazartesi, 02 Ocak 2012

Sevme okuyucu! Seversen kesin birisi üzülecektir bırak kimseyi üzme. Tutuver duygularını, senden üstün değiller ya bırakma semerlerini. Bırakma ki gidip kapılmasınlar bir sevgiye, olmasınlar aşık. Olup de ne olacaksın ki? Boş ver, olmayıver be okuyucu. İnan seni düşündüğümden söylüyorum. Ne diye kendini üzesin ki boş yere ha? Çok mu lazım hayatında sevdiklerinin olması? Bırak onlar seni sevsinler. Unutma sevmek değildir mutlu eden, sevilmektir. Ne de olsa her insan bencildir!

Seversen sevilmeyi beklersin okuyucu. Karşılık bulamamaktır insanı inciten. Dedim ya her insan bencildir diye. Sevilmemek durumudur insanı üzen, onu kimi zaman ölümün eşiğine doğru götüren. Bir arkadaş gibi görünüp o uçurumun kenarında kıçına tekmeyi basan durum sevilmeme durumudur. Sevmediğinin seni sevmesini de beklemezsin hani. Sevme o zaman, ne gereği var?

Ha, iyilik de yapmayacaksın. İnan bana iyilik yapmamak en büyük iyiliktir aslında. Ama deme bana okuyucu. Sana kötülük yap demiyorum, sadece iyilik yapma! İyilik yapan iyilik bekler. Karşı taraf sana karşı iyi değilse nefret beslersin içindeki o boşlukta. Bırak boş kalsın ne diye üzesin tatlı canını. İyilik yapma ki beklemeyesin, İyilik bekleme ki nefret etmeyesin.

Ne halleri varsa görsünler sevgili okuyucu. En güzeli sen küfret. Ne sev ne de iyilik yap. Şöyle doya doya bir küfret ve yaslan arkana. Sana en büyük rahatlığı vaadediyorum ama anlarsan. Sana ömür boyu mutluluk sözü veriyorum dediklerimi yaparsan. Küfret şimdi doya doya. Ota, boka, hayata, hocana, sevgiline, çevrene, komşularına, bana, karşına çıkan her şeye bir küfret. (Önemli not: İçinden küfret hani duyar muyar tatsızlık çıkmasın) Önce dediklerimi yap sonra eğer mutlu ve huzurlu bir insan olmazsan gel bir daha küfret bana okuyucu. Sözüm söz!

 

Makaram

Cumartesi, 07 Mayıs 2011

Hislerine cevap veremeyen adam

Ve sessizce dönen makaram

Öyle ki her dönüşü bir an

Her anı bir keder bir gam.

Dönme desem anlar mı bilmem.

Kapasam gözlerimi duymasam sesini

Ne fark eder ki görmesem şeklini

Aldırmadan döner makaram.

Döndükçe hatırlarım geçmişi

Yaşarım yeniden olup bitmişi.

Sevinsem gülemem korkarım.

Sanki yarım kalacak mutluluklarım.

Yeni bir acı yeni bir gam

Bazen dursa da makaram

Tekrar döndürürüm o an duramam.

 

Mutlu Olmak

Pazartesi, 10 Mayıs 2010

Bu sessiz ve karanlık bir yolda ışık aramak veya aydınlık bir yolda saklanacak bir karanlık bulabilme ümidi barındırmak. Evet bu umudun ta kendisi. yeni ve güzel bir güne inancın ta kendisi. Artık sorunların ve üzüntülerin geçeceÄŸi beklentisi. Bu sessiz ve düşüncesiz bir bekleyiÅŸ. Belki de bir yok oluÅŸ…

Bir gün biterken yeni bir gün de ardından doğacaktır elbet. Ta ki son bir gün gelene kadar. Umutlarımız ve hayallerimiz bir sonraki günün o gün olmaması, korkularımız ve endişelerimiz diğer günün bizi köşeye atıp kendimizle baş başa bırakmaması için.

Düşüncesiz bir bekleyiş bizi kollarına alır. Hafif bir esinti iliklerimize kadar işlerken bu duygu bedenimizi ele geçirip bizi hayallerin içine sürükler. Bazen en büyük kabuslarımızın bazen hiç ulaşamayacağımızı düşündüğümüz o imkansız hayallerin içinde kaybolup gideriz. Bir an için kendimizi iyi ya da kötü hissederiz. Oysa gözlerimizi açtığımızda her ikisinin de yok olacağını biliriz. Buna rağmen kaptırıp gideriz. O hayalin içinde oradan oraya sürüklenip korkup bazen kahkaha atıp bazen ağlayarak kendimize geliriz. Oysa ki hiçbiri yaşanmamış hiçbiri gerçekleşmemiştir. Sadece kendi kendimize oynadığımız bir oyundur. Sonunda ya korkularımızın artmasını izleriz ya da o günlerin bir an önce gelmesini isteriz. Belki de o günler hiç gelmeyecek deriz. İki durumda da bir hüzün kaplar içimizi. Korktuğumuz anların bir kabustan başka bir şey olmadığına sevinemeyiz ya da bizi mutlu eden hayale gülümseyemeyiz gerçek olmadığını anladığımız için.

Biz insanoğluyuz üzülmekten ve kederlenmekten başka bir şey yapamayız. Sadece ‘keşke’lere ve ‘ama’lara gömülüp gideriz. Sorunları aklımızda evirip çevirip üzülür, yakınız, ağlarız. Biz insanoğluyuz ağlamadan yapamayız.

Başarılı ve ünlü bir golf oyuncusuydu. Bir turnuvadan çıkıyordu. Birinci olmuş ve yüklü bir çek kazanmıştı. Arabasına doğru giderken kolundan bir kadın tuttu. Önce onu başarısından dolayı tebrik etti. Sonra da bebeğinin ölmek üzere olduğunu ve tedavisi için paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Adam dayanamadı ve çeki imzalayıp kadına verdi.

Bir hafta sonra adamın yardımcılarından biri yanına gelir ve ‘Efendim üzülerek söylemeliyim ki geçen hafta çeki verdiğiniz kadın bir dolandırıcı çıktı. Değil hasta bir bebeği olması evli bile değilmiş’ der. Adam güler ve ‘Yani ölmek üzere olan bir bebek yok. Bu bir hafta içinde duyduğum en güzel haber.’ der.

Hikaye alıntıdır.

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009