‘Ölüm’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Bu Åžehir!

Çarşamba, 15 Aralık 2010

Gece bizlere gündüzün öneminden bahseder eğer görebilirsek. Korkularımız güzel anlara sıkıca tutunmamız gerektiğini dile getirir aslında. Her karanlık bir aydınlığı dile getirir. Bu yüzdendir ki onları daha çok severim bizlere hep bir ders, hep bir gerçeği gösterirler aslında. Facebook’da gezerken karşılaştığım bir şiiri paylaşmak istiyorum sizlerle. Bu şiir yazıldığı zamanki yazarın ruh haline bürünmek lazım belki de daha iyi anlayabilmek için.

Ve şiire geçmeden önceki son sözlerim şunlar olacak yazara yönelik. O şehrin öğrettikleri aslında seninle birlikte. O şehir oldu seni sen yapan. Her ne kadar nefretin olsa da ona karşı. Deneyim en büyük hediyesidir onun sana …

Bu Åžehir…

Çok küfrettim ben bu ÅŸehre…
En terbiyesiz kelimelerimi söyledim!
Yüzüne tükürdüm!
Buraya geldiğim güne kimbilir kaç kez lanet ettim!
Ama o senden de yüzsüz çıktı.
Utanmak bir kenara üstüne bile alınmadı.
İşte o zaman farkettim.
Bir insandan daha kötü şeylerde varmış: şehirler.
Şehirlerin ruhu,dili olmadığını düşünüyorsun şimdi içinden,biliyorum.
Çok haklısın!
Ruhları yok! Birer ruhsuz piç bu ÅŸehirler…
Ama kolları var,elleri var,dilleri var…
Ayakları olmasa da…
Bazen sözleriyle bazen tokatlarıyla bildirirler sana haddini.
Hele bu ÅŸehir…
Bu pis,soÄŸuk,gri ve kuru ÅŸehir…
İçim azıcık ısınsa dokunur ona,iliklerime kadar dondurur beni.
Evime giderim,yuva diye bildiÄŸim yere…
Yuva dediğin sıcaktır.
Ama bu ÅŸehirde her yer soÄŸuktur,yuvalar bile…
Bir adım atsam geleceğime doğru,eliyle çarptığı gibi iki adım geriye savurur beni.
Hemen pes edecek deÄŸilim!
Tekrar denerim! tekrar!tekrar!
Gücüm tükenmekte olsa da…
Zaman zaman her şeyi bırakıp gitmeyi düşünürüm.
Sonra gülerim kendime.
GİTMEK Mİ? NEREYE?
Ben artık buralı oldum.
Bu ÅŸehir beni hapsetti bir kere.
Canımı alana kadar buralıyım artık!
Gördün mü bak!
Senden,diÄŸerlerinden hatta sigaramdan bile kurtulabilirim.
Ama bu ÅŸehir…
Bu ÅŸehir elleriyle hapsetti beni bir kere.
Şimdi buradan GİTMEK , ÖLÜM demek !

ECE DEFNE

Küçük İnsanlar

Çarşamba, 02 Aralık 2009

Küçük dünyanın küçük insanlarıyız işte. Yeni gördüğümüz her büyüklüğe hayretler içinde bakıp bir süre sonra alışınca onun da küçük olduğunu fark eden ufak insanlar. Koskoca dünyadan sıkılıp aya gitmeye çalışan oradan da sıkılıp marsa giden, hayallerinde hep başka gezegenlerde yaşamayı düşünen insanlar. Bu küçük dünya o ufak insanları öylesine sıkmış ki o insanlar bıkmışlar yaşamaktan, asıl bıktıklarının kendileri olduğunun farkına varmadan… Oysa ki bu dünyayı, bu hayatı bu hale getiren şeyin kendi hareket ve düşüncelerimiz olduğunu görsek değişecek her şey, geçecek bu sıkıcılık, büyüyecek şişirilen bir balon misali bu dünya. İşte o küçük insanlar bu küçük dünyada dönüp geçmişlerine baktıklarında ‘Ne yaptık ki?’ derler. ‘Nasıl olsa öleceğiz, neden bunca sıkıntıya katlanıyoruz ki?’ derler. O küçük insanlar bunları söylerler ama ölümden de korkarlar. Oysa korkuları bir aşabilseler o küçük dünyayı büyütseler ne ölümden korkacak kadar ne de bazı şeyleri yaşamadan ölümü düşünecek kadar korkak olmazlar.

Bir de bu dünyada büyük çocuklar var. İşte o çocuklar küçük insanların elinde onlara bakarak yaşarlar. O küçük insanları büyük sanırlar oysa ki asıl bu küçük dünyada büyük olan zamanla dünyaya ayak uydurup küçülenlerdir onlar. Yeni doğmuş bir bebek öylesine büyüktür ki. O saf temiz bakışlarıyla, nereye geldiğini bilmeden ağlayıp gülümsemesiyle, gözlerine bakan kişinin kim olduğunu bilmeden ona sevgi beslemesiyle… O bebekler o kadar büyüktür ki; kendini büyük sanan o küçük insanların onlardan öğreneceği çok şeyler vardır.

Küçük insanlar hata yapmaktan da korkarlar, oysa hata yapa yapa öğreneceklerini bilmezler. Diğer küçük insanlar ise hata yapanlara alaycı gözle bakarlar. Onlar da zamanında kendilerinin de o durumda olduğunu unuturlar.

Ah o küçük insanlar… O küçük insanlar bir de küçük kalpleriyle severler. Bazen büyük sevgiler bazen küçük sevgilerle çevrelerine gülümserler. O sevgiler onları bazen çok üzer bazense o küçük dünyanın en büyük mutluluğunu yaşatır. Bunlar bir yana o küçük insanlar büyük şeyler de yaparlar. O küçük kalplerini karartıp büyük kötülükler yaparlar. Tüm iyiliklerinin bir anda unutulmasını sağlayacak büyük kötülükler. Diğer küçük insanlar da bundan korkar ve geçmişi unutup onun kötülüğüne odaklanırlar. İşte  küçük insanların küçük hayatlarına büyük gelir bu şeyler.

Oysa küçük insanlar birleşse de bu küçük dünyanın bir ucundan tutup üflese, o küçük dünya bir anda büyük bir dünya olsa, insanlar da sıkılmadan neşe içinde yaşasa, sizce de büyümez mi o küçük insanlar da zamanla?

Ali Can CANBAY

Hislerim 25.02.2009

PerÅŸembe, 26 Åžubat 2009

25.02.2009 23:48

Ya her ÅŸey bir hayal,

Ya da hayallerin hepsi gerçek

Derin bir nefes al ve ayıl,

Yoksa gidenler dönmeyecek.

Bir gece vakti müziğim, düşüncelerim ve ben. Yine hiçbir şeyden emin olmadığım o melankolik anlardayım belki. Belki de o anlardan zaten hiç çıkmadım. Yazacaklarımı bile bilmeden boş kâğıda bakıyorum. Yazmak istiyorum ama içimdekileri nasıl kâğıda dökeceğimi bilmiyorum.

Gözler birçok şeyi anlatır derler. Oysa benim gözlerimin tek anlattığı boşluk. Bir aynanın karşısına geçiyorum ve gözlerime bakıyorum. Gözbebeğim biraz kasılıyor ve sonra geri küçülüyor. Boş boş bana bakarken tanımlayamadığım bir renkte parlıyor. Varsa ışık bir noktada toplanıp parıldıyor. Acaba ayna gerçekten beni mi gösteriyor? Bu gördüğüm yüz gerçekten ben miyim?

Bazen bilmemek daha iyidir bilmekten

Düşlerin çıkmaza saplandığında,

Gitmek daha iyi gelir kalmaktan.

Gözlerin boşlukta sessizce daldığında.

(daha fazla…)

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009