Gece bizlere gündüzün öneminden bahseder eğer görebilirsek. Korkularımız güzel anlara sıkıca tutunmamız gerektiğini dile getirir aslında. Her karanlık bir aydınlığı dile getirir. Bu yüzdendir ki onları daha çok severim bizlere hep bir ders, hep bir gerçeği gösterirler aslında. Facebook’da gezerken karşılaştığım bir şiiri paylaşmak istiyorum sizlerle. Bu şiir yazıldığı zamanki yazarın ruh haline bürünmek lazım belki de daha iyi anlayabilmek için.
Ve şiire geçmeden önceki son sözlerim şunlar olacak yazara yönelik. O şehrin öğrettikleri aslında seninle birlikte. O şehir oldu seni sen yapan. Her ne kadar nefretin olsa da ona karşı. Deneyim en büyük hediyesidir onun sana …
Bu Åžehir…
Çok küfrettim ben bu ÅŸehre…
En terbiyesiz kelimelerimi söyledim!
Yüzüne tükürdüm!
Buraya geldiğim güne kimbilir kaç kez lanet ettim!
Ama o senden de yüzsüz çıktı.
Utanmak bir kenara üstüne bile alınmadı.
İşte o zaman farkettim.
Bir insandan daha kötü şeylerde varmış: şehirler.
Şehirlerin ruhu,dili olmadığını düşünüyorsun şimdi içinden,biliyorum.
Çok haklısın!
Ruhları yok! Birer ruhsuz piç bu ÅŸehirler…
Ama kolları var,elleri var,dilleri var…
Ayakları olmasa da…
Bazen sözleriyle bazen tokatlarıyla bildirirler sana haddini.
Hele bu ÅŸehir…
Bu pis,soÄŸuk,gri ve kuru ÅŸehir…
İçim azıcık ısınsa dokunur ona,iliklerime kadar dondurur beni.
Evime giderim,yuva diye bildiÄŸim yere…
Yuva dediğin sıcaktır.
Ama bu ÅŸehirde her yer soÄŸuktur,yuvalar bile…
Bir adım atsam geleceğime doğru,eliyle çarptığı gibi iki adım geriye savurur beni.
Hemen pes edecek deÄŸilim!
Tekrar denerim! tekrar!tekrar!
Gücüm tükenmekte olsa da…
Zaman zaman her şeyi bırakıp gitmeyi düşünürüm.
Sonra gülerim kendime.
GİTMEK Mİ? NEREYE?
Ben artık buralı oldum.
Bu ÅŸehir beni hapsetti bir kere.
Canımı alana kadar buralıyım artık!
Gördün mü bak!
Senden,diÄŸerlerinden hatta sigaramdan bile kurtulabilirim.
Ama bu ÅŸehir…
Bu ÅŸehir elleriyle hapsetti beni bir kere.
Şimdi buradan GİTMEK , ÖLÜM demek !
ECE DEFNE









