Birkaç gündür aklımda bu yazıyı yazmak ama üşengeçliktendir sanırım yazamadım. Yok yok düşündüm de üç hafta önce yazmalıymışım ben bu yazıyı. Neyse yeni yeni kendime geliyorum diyelim. Geciken yazılarımdan dolayı özrü bir borç bilerek başlayayım. Hani ben hiç özür dilemezdim biliyorum. İşte anlayın ki bu yazının bambaşka bir önemi var. Anlayın ki bu yazıda benim hayallerim, hayatım, geçmişim ve geleceğim var. Sorunlarla dolu bu hayat denilen oyunda yüzümü gülümseten şeyler var beklide. Ya da düşündükçe aklımı karıştıran ayrıntılar. Bu yazıya sadece bir yazı gibi bakmayın. Bu yazı sadece benim duygu selim. Doluyum bu akşam ve yazmalıyım.
Üç temmuzda düştüm Antalya yollarına. Biraz tatil amaçlı biraz özel amaçlı. Orada buluşulacak bir kişi gelirse birkaç kişi. Eğlenilecek günler ve daha da ötesi. Gittiğim gün amcamın bir arkadaşı karşıladı beni. Mikail ağbi. Sağ olsun oradaki her şeyime de yardımcı oldu. Ve kumluca tarafında bir otele yerleştim Batu Otel’e. Güzel sıcak bir oteldi. Aile ortamını yaşatan sakin ve bir o kadar da yakın insanlarıyla beğenimi kazandı.
Neyse ilk gün bir etrafı tanıyayım dedim. Devlet hastanesinden başladım yürümeye. Güzel yollar gördüm oralara bir dalayım dedim. Aha! karşımda bir varyant. Pek severim o yolları bi turlayayım dedim ve girdim içeri. Bir yürüdüm bir yürüdüm sormayın girmişim Beach Park’a git git bitmiyor. Ormanlık bir alan böcekler ve öten acayip nesneler. Sonunda bir çıktım bir sevinçliyim anlatamam. Sonra yürüyeyim dedim otele kadar amanın yürü yürü bitmez oldu yol. Bir adama sordum hemen şurada dedi iki kilometre sonra ulaştım otele. Gittim biraz dinleneyim dedim üç saat geçti ki yine yollardayım. Bu sefer üstten gezeyim dedim LunaPark’a falan giderim diye. O yol daha bir garipmiş. Uzun çabalardan sonra ulaştım parka. Bilet almadan içeriye girilmezmiş biraz kızdım geri döndüm sonra uğrayayım diye. Tekrar girdim sabahki yola yürü yürüyebildiğin kadar. Sonra otobüse bineyim dedim ne bileyim ki otobüsler gece on birden sonra işi çalışmıyormuş. Neyse sonunda yine vardım otele ama artık Antalya’yı kapmıştım.
Sonraki gün buluşma vardı evet bekliyorduk saatimizi. Kız arkadaşımızla buluşacağız tabi var biraz heyecan. Biraz bekleyişten sonra haber geldi çıktık yollara. Artık biliyoruz nereye nereden gideceğimizi kısa sürede oradayım. Birbirimizi bulmamız biraz zaman aldı ama sonunda yanındaydım. Buralarda fazla anlatılacak bir şey yok her şeyi de anlatmamak lazım hani.
Neyse sonra Antalya havası ters geldi. Özge de (bir iki üst satırda bahsi geçen kız arkadaşım) Burdur’a geçince bir de oraları görelim dedik. Bindik otobüsümüze gittik Burdurlara. Küçük ve tatlı geldi açıkçası bana. Küçük dediysek çok küçük değil yapılacak şey az bakımından. Gerçi ne fark eder maksat ile mi gitmekti sanki. Oradaki arkadaşları da gördük bu vesile ile. Birkaç da yeni arkadaş edindik. Güzel vakitler geçirdim gerçekten bir Antalya bir Burdur derken baktık ki tatilin sonuna gelmişiz. Son bir kez gittik Burdur’a vedalaştık tekrar Antalya’ya. Sonra da malum Malatya yollarına.
Gelmesine geldik Malatya’ya da kısa sürdü dedik tatil. Gitmemizle gelmemiz bir oldu sanki. Tabi geride bırakılanlar falan da eklenince üstüne biraz hüzün sardı etrafı kısa süreli. Kısa süreli dediğime de bakmayın sardı bayağı da açığa vurmuyorum.
Neyse işte böyle bir maceraydı geçti gitti. Gene buralarda gene bir yerlere gitme hayalleri ile hayata devam edeceğiz anlaşılan.