Uzun bir geceden sonra yine bir gün doğuyor bulutların ardından. Ben beklerken o gecenin karanlığında önce birkaç kuş selamlar oldu ruhumu. Ardından hafif bir ışıma belirdi gökyüzünde. İçimi dolduran ışık hatırlattı bana kim ve nerede olduğumu. Sonra kendini gösterdi göz kamaştıran bir biçimde ışık topu. Bana bakıyordu öyle karşımda, sanki artık kalk ayağa der gibi tatlı bir gülümseme vardı yüzünde. Bana güç veren turunculuk aydınlatıyordu dünyamı.
Zamanı geldi diyor o anda içimdeki çocuk. Büyümenin vakti geldi diyor duyduklarım. Beklediğin o gün geldi diye bağırıyor çevremdeki her şey. Kalkıyorum uyuduğum o yerden. Hep hayalini kurduğum ayağa kalkma anıma doğru bakıyorum. Ama her şey hayalden o kadar farklı geliyor ki hayalden. Hissederek yaşamak daha güzel geliyor insana. Kalkıyorum, etrafımda tutunacak bir şey ve bir kişi olmadan. Yalnızlığımla son kez kucaklaşıyorum belki de umut ruhumu beslerken…
Değişim her yanı sarmış ve her yeri yeşertirken huzur dolan bedenim yürümeye başlıyor. Gözlerim geriden gelen bir güçle parıldıyor. Vücudum hiç olmadığı kadar dik, hiç olmadığı kadar enerjik. Vücudum hiç olmadığı kadar dik, hiç olmadığı kadar enerjik. Hayat yeni başlıyormuşçasına saf ve temiz her şey.
Dışarı çıkmadan önce ise içimdeki o çocuk son bir öğütte bulunuyor. Son ve her şeyi özetleyen bir öğüt. ‘Bu sefer olmaz!’









