‘Sevgi’ olarak etiketlenmiş yazılar

Aşk ve Yalan Hakkında

Pazar, 24 Nisan 2011

Üç harften oluşur aşk. Tek sesli iki sessiz harfle basit bir şekilde boy gösterir o insanları içine alıp türlü şeyler yaşatan kavram. Çoğu kişiyi korkutan ama bir yandan da merakla kendine çeken o şey. Kaçsan kaçamazsın, kopsan kopamazsın. Herkesbir kere aşık olur derler ya inanmayın. Sevdiğim bir adamın bir sözü vardır “Aşk ne tek seferliktir, ne de unutulmak içindir.” demiş zamanında. Büyük laf etmiş hani hakkını yememek lazım.

Çok şiirler yazılmış, çok sözler söylenmiş hakkında ama bir türlü anlatabilen olmamış. Ben de anlatamam elbette ve böyle bir çabam da olmayacak. Hoş bunu anlatabilecek son insanım belki de.

Sevgililerim oldu hayatımda. Hepsi âşık olduğunu söyledi zamanında. Hepsi o duyguyu benimle tattığını belirtti o zamanlarda. Ben ortadan kaybolunca ise hepsi inkâr eder oldu durumu. Nedeni benim yaptıklarıma kızmaları mıydı yoksa hiç âşık olmamış olmanın çekiciliğini giyinmek istemeleri miydi hiç bilemedim. Belki de sadece bana yalan söylemişlerdi. Olamaz mı? Olabilir.

Aldattığım bir sevgilim oldu. O hala bunun farkında değil. Aksine aldatıldığını düşünenler de yanılıyor. Tek bir kişiyi bir kere aldattım ben ve o gün farkına vardım kendimin. O gün tanıdım kendimi belki de. O gün onun yüzüne bakarken utandım ilk defa, o gün onun yüzündeki saflığı gördüğümde nefret ettim kendimden tam olarak. Ve o gün kimseye vaatler vermemem gerektiğini çözdüm. Kendimi tanımıyorum evet. Söylüyorum da bunu açık açık ne zaman ne yapacağım belli olmuyor. Ben bile çözemem bunu. Bir bakarsın en çok seviyorum dediğim anda başka birine giderim, ya da bir bakarsın en olmaz durumda kör kütük severim birisini hem de platonik.

Ben hayatında görebileceğin en büyük yalancıyım sayın okuyucu. Hem de bunu yalan söylemeden başarıyorum inanır mısın. Hiçbir sevgilime (daha fazla…)

Birinci ‘O’

Çarşamba, 20 Nisan 2011

Küçükken ulaşılamaz ve kötü bir şeymiş gibi gösterildi bizlere sevgililik. Böyle yadırganan bir durum gibiydi ama bunun yanında makarası da çok dönerdi.  Ailelerde başlardı bu da “Oğlum sana şu kızı ayarlayayım mı?”, “Bak bu da senin beşik kertmen” derdi büyüklerimiz her gördüğü yaşı bizimle aynı civarda bulunan kızlara. Bir de kız arkadaşlarının kızıysa dalga iyice sürerdi. Önce kız babası ters ters bir bakardı “Sana kız mız yok!” dercesine. Sonra kendi büyükleriniz devreye girer bir nevi kız isteme merasimi olurdu dalga bu ya. Ardından kız babası sana sert sert bakıp “Gel de kayınbabanın elini öp şerefsiz.” diyiverirdi. Siz anlasanız da duru güler ve onların eğlenmelerine izin verirdiniz. Sanki siz ebeveyn onlar çocukmuş gibi.

Ulaşılmazmış gibi görünen bu kavram daha çok merak uyandırıp sizi kendine doğru çekerdi ama üstte bahsettiğim nedenlerden dolayı da saklanırdı ister istemez. Hele bir de gençlik dizilerinin başladığı çağlarda büyüyorsanız iyice bir merak eder ve bir kız arkadaş ister olursunuz.

İşte tam da böyle bir dönemde, tüm bu söylediklerimin iç içe geçtiği ilkokul yıllarımda birini gözüme kestirmiştim. Çok garip bir durumdur ki kendileri hem en büyük düşmanım ve en büyük hedefim olmuşlardı o dönemde. Sınıf içi ders ortalaması yönünden yarıştığım o kıza karşı bir sevgi beslediğimi yakın arkadaşlarımdan tutun ailemin içine kadar birçok kişi bilirdi. Eminim ki o da biliyordu tıpkı o dönemler benim de onu bildiğim gibi. Sık sık görüşebileceğim biri olduğundan ve bendeki aşırı utangaçlık yüzünden açılma fırsatlarını hep suya düşürmüşümdür. Hani böyle tam yanında tam açılacaksın ama daha çocuksun ya neyi nasıl yapacaksın bilinmez. Bir de ilk deneyiminse sıçtın sayılır. Tam söyleyecekken hop yutarsın gider ve başka bir konu üzerine konuşmaya başlarsın. (daha fazla…)

Hislerim 25.02.2009

Perşembe, 26 Şubat 2009

25.02.2009 23:48

Ya her şey bir hayal,

Ya da hayallerin hepsi gerçek

Derin bir nefes al ve ayıl,

Yoksa gidenler dönmeyecek.

Bir gece vakti müziğim, düşüncelerim ve ben. Yine hiçbir şeyden emin olmadığım o melankolik anlardayım belki. Belki de o anlardan zaten hiç çıkmadım. Yazacaklarımı bile bilmeden boş kâğıda bakıyorum. Yazmak istiyorum ama içimdekileri nasıl kâğıda dökeceğimi bilmiyorum.

Gözler birçok şeyi anlatır derler. Oysa benim gözlerimin tek anlattığı boşluk. Bir aynanın karşısına geçiyorum ve gözlerime bakıyorum. Gözbebeğim biraz kasılıyor ve sonra geri küçülüyor. Boş boş bana bakarken tanımlayamadığım bir renkte parlıyor. Varsa ışık bir noktada toplanıp parıldıyor. Acaba ayna gerçekten beni mi gösteriyor? Bu gördüğüm yüz gerçekten ben miyim?

Bazen bilmemek daha iyidir bilmekten

Düşlerin çıkmaza saplandığında,

Gitmek daha iyi gelir kalmaktan.

Gözlerin boşlukta sessizce daldığında.

(daha fazla…)

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009