‘YaÅŸam’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Uyanış!

Cuma, 24 Aralık 2010

Garip bir duygu var bu gece içimde. Sanırım değişimin içten içe beni sarışını gösteren bir duygu bu. Sanırım içimdeki o ısrarla büyüttüğüm çocuğun büyüme isteğini fiziksel şiddete çevirmesinden dolayı acıyor içimde bir yerler. Belki de uzun yıllardır beklediğim o gün geldi bu gün. Ayağa kalkmanın hayallerini kurarak yırttığım onca takvim yaprağından sonuncusunu da yırttım bu gün. Ne yapmam gerektiğini bilmediğim o karanlık çağımı geride bırakmak için bir adım atıyorumdur ya da buna benzer bir şeyler oluyordur ruhumun derinliklerinde bir yerde. Öyleyse neden bu kadar sıkkınım ki? Neden yıllarca hissettiğim o boşluk duygusunu başka bir ‘hiç’lik aldı? Nedenlerim böyle sıralandı işte aklımda.

Uzun yıllar oldu böylesine nefes almayalı. Çok hayallerim oldu öylece parmaklarımın arasından kayıp giden. Çok anılarım oldu insanlara gülerken içten içe ağladığım. Ama bu seferki öylesine canımı yaktı ki peşine düşmek istedim. Onca olanlara, onca yaşadıklarıma rağmen nende bu gün hiçbir şey olmamışken böylesine bir ağırlık var üzerimde? Pişmanlıklarım mı? Keşkelerim mi? Neler beni bu dipsiz kuyuya doğru çeken o düşüncelerim?

Tüm zamanların asıl sorusunu soruyorum şimdi kendime. Çoğu kişinin yola başlarken sorduğu benimse en son sorduğum bu soru hayatımı karıştıran asıl etmen. Ben kimim? Bu soruyu buraya yazarken bile dokularım enzimlerini deli gibi salgılayıp kalbimin delicesine çarpmasına neden oluyorlar. Şimdi anlatacaklarımın çoğunu ağzımdan duymadınız belki de. Öyleyse dikkatle okumaya başlayın. Sıradan bir yazı okurcasına odaklanın bana. Sigara içmek isterseniz yakın bir tane, ya da bir kahve yapın okurken içmeyi seviyorsanız bir bira açın. Tek istediğim okumanız. Benim içim değil. Kendiniz için okuyun. Neden sizin hayatınızdayım ve neden bu kadar kafam karışık öğrenin. Öğrenin ki bu hikâyeden kendinize küçük bir pay çıkarın.

Herkesin farklı hayalleri vardır bu kocaman egoist dünyada. İçindeki küçük insanlara bile kinle dolu olan o dünyada neler oluyor hiç merak ettiniz mi? Siz orada öylece kendi sıkıntılarınıza gömülmüşken, para hırsı gözünüzü bürümüşken diÄŸerleri neler yapıyor acaba? Öyle diÄŸer ülkelere deÄŸil komÅŸunuza bakın, dışarıda mutlu mesut eÄŸlenen diÄŸer insanlara bakın. Onlar nasıl mutlu olabiliyorlar? Åžanslarından mı? Belki de… (daha fazla…)

Ortaya bir karışık…

Pazar, 31 Mayıs 2009

Dönüp hayatıma bakıyorum da ‘Ne yaşamışım ben yahu?’ diye. Aklıma bir şey gelmiyor bazen inanır mısınız? Sanki onca yılı yaşayan ben değilim de bir başkası. Nasıl olur da hatırlamaz insan bir anda geçmişini. Sorun mesela bir dün bana ne yaşadın geçmişte diye. Alacağınız cevaplar belli başlıdır: ‘Bilmem.’, ‘Hangi geçmişte?’, ‘Ne geçmişi?’, ‘Nasıl yani?’ ve bunların türevleri işte.

Şimdi bu konuya nasıl ve nereden geldiğimi merak edenleriniz vardır ki onlara çok hak verdiğimi söylemem lazım. Bu konuya nerde geldiğimi inanın ben de bilmiyorum. İçimden bir şeyler yazmak geldi ben de yazayım dedim. Üstelik duygusal bir şeyler yazacaktım ama parmaklarımdan bunlar çıktı ne yapalım. İyisi mi hayatı sorgulamaya devam edelim biz. Madem başladık bitirmeden olmaz değil mi?

Şimdi dönüp bakın bakalım neler yaşadık bu güne kadar? En çok nerede birikmiş şu derinde kalan anılar? Herkesin belli başlı cevapları vardır şimdi; evde, okulda, bahçede vb. bana soracak olursanız benim anılarım belli bir yerde toplanmaz arkadaş. Her yerde yaşarım ben o anıları. Ha sonradan hatırlayamam orası ayrı bir mesele.

Anı dedim de aklıma geldi. Aklımdan çıkmayan bir anım vardı benim de. Daha küçüğüm hani benekli şort ile gezdiğim günlerde. Sıcak bir Antalya günü Düden’e gidelim dediler biz de tamam dedik. Bir gün önceki yağmurdan kalma su birikintileri etrafta tabi. Neyse geldik Düden’e ‘Ahha!’ dedim park varmış. Koşuşturduk hep beraber parka oynayalım diye. Neyse çıktım barfiks çubuğuna geziniyorum öyle. Bir an elim kaymaz mı? Kayıpta suya düşmem mi? Düşüp de tamamen ıslanmam mı? Islanıp da zorla kurusun diye elbiselerim çıkarılmaz mı? İşte o günüm tarihimde kara bir leke olarak durmakta. Tüm elbiselerimi çıkarmamıştım belki de ama yine de kara deftere işledim o günümü.

Sonra bir gün açtım resim albümlerini o güne ait ne kadar resim varsa yırttım bıraktım. Arada bir iki tane çarptım tabi ileride gülecek bir şeylerim olsun diye. Yahu insan kendisiyle dalga geçer mi ? Sizi bilmem ama ben bundan çok zevk alıyorum. Yani bir başkasını kızdırsam bu kadar zevk alamam, yüklü bir miktar para gelse bu kadar mutlu olamam. Hani karşılıkta veremiyor ya o an kızarıp bozardığımı anlıyorum bir seviniyorum bir seviniyorum sormayın. Hani başka kızacak, dalga geçecek kimsen yok mu be adam diyebilirsiniz. Var, var ama bu kadar iyisi yok ne yapalım.

Evet ben ‘ Niye hep ben konuşuyorum?’ diye soran birisine ‘Çünkü gece oldu’ diyebilecek kadar saçmalayan birisi olabiliyorum bazen. Hatta çoğu zaman daha fazlası da olabiliyor. Bunu beni tanıyanlara sormak lazım.

Yazdıkça yazası geliyor be insanın. Ah bir de ne yazdığımı anlayabilseydim daha iyi olacaktı da. İşte kafa dalgın, gözler baygın maksat bir şeyler yapıyor olmak. Ey okuyucu olur da anlarsan bu yazdıklarımdan bir şeyler alttaki yorum bölümüne yaz bir şeyler de ben de anlayayım sana zahmet. Ya da yaz bir iki anı da sen bu başlığı zengin et.

Kafiye işi de tamam yazıya burada bir nokta koymak gerek o zaman. Haydi kalın sağlıcakla.

Hislerim 25.02.2009

PerÅŸembe, 26 Åžubat 2009

25.02.2009 23:48

Ya her ÅŸey bir hayal,

Ya da hayallerin hepsi gerçek

Derin bir nefes al ve ayıl,

Yoksa gidenler dönmeyecek.

Bir gece vakti müziğim, düşüncelerim ve ben. Yine hiçbir şeyden emin olmadığım o melankolik anlardayım belki. Belki de o anlardan zaten hiç çıkmadım. Yazacaklarımı bile bilmeden boş kâğıda bakıyorum. Yazmak istiyorum ama içimdekileri nasıl kâğıda dökeceğimi bilmiyorum.

Gözler birçok şeyi anlatır derler. Oysa benim gözlerimin tek anlattığı boşluk. Bir aynanın karşısına geçiyorum ve gözlerime bakıyorum. Gözbebeğim biraz kasılıyor ve sonra geri küçülüyor. Boş boş bana bakarken tanımlayamadığım bir renkte parlıyor. Varsa ışık bir noktada toplanıp parıldıyor. Acaba ayna gerçekten beni mi gösteriyor? Bu gördüğüm yüz gerçekten ben miyim?

Bazen bilmemek daha iyidir bilmekten

Düşlerin çıkmaza saplandığında,

Gitmek daha iyi gelir kalmaktan.

Gözlerin boşlukta sessizce daldığında.

(daha fazla…)

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009