‘Hakkımda’ kategorisi için Arşiv

Hakkımda…

Cumartesi, 31 Ocak 2009

Merhaba; ben Alican. Dark Storm ve Kail diyenler de var ama Alican tercihim. Sıradan, tipik bir insanım. Genelde deli olabileceğimi söylerler. Belki de haklılar. ;)

Düne kadar normal sıkıcı ve huzursuz bir hayatım vardı. Sebepsiz kızgınlık, yorgunluk ve diğerleri. Sevmediğim bu hayat, mecbur bırakıldığım seçimler, kendimi içinde bulduğum çizgiler… Hayatım basitti. Sevin, hata yap, kaybet, üzül, bık, kız sonra yeniden sevin. Mutluluk ve hüzün benim için yarışıyordu.

Düne kadar insandım. Tipik, sıradan bir insan. Hani her an çevrenizde gördüklerinizden. Belki biraz farklı… Belki birazdan da fazla. Müzik dinleyen, eğlenmeyi seven, bazen şımarık bazen ciddi ama genelde gülümseyen biri. Ben sadece insandım. Yaşamın tadını almış gibi görünen sıradan bir insan.

Başarıyı seven biriydim. Her ne kadar başarıya giden çalışmayı sevmesem de buna mecbur biriydim. Merdiveni tek tek çıkmak yerine birden çok basamak atlayarak çıkmayı severim. İnsanların yapmaktan korkacağı şeyler yapmayı, onların korkularıyla oynamayı, dilediğimce konuşmayı, doğayı, hayvanları, rahattan çok korkuyu, aydınlıktan çok karanlığı, oturmaktan çok uyumayı, her şeyden çok ruhlarını seven biriyim.

Hikâyem 1991 de başlar. 18 ağustos gibi Sıçak bir günde doğmuşum. Malatya gibi sıcak ve tatlı bir ilde tatlı bir çocuk. O günleri hatırlamasam da 3 yaşım aklımdadır ara ara. Her çocuk gibi severdim oyuncakları ama genelde kurcalamayı, açıp içine bakmayı hele de kırıp tekrar birleştirmeyi. Ben Himan’le Batman’le Superman ve Zorro’yla büyüyenlerdenim. Casper, Ghostbuster, Tom ve Jerry sevenlerdenim.

Mahallede sizden büyük çocuklar olunca onlarla takılmak gerekebilir. Ve bu gereklilik 5-6 yaşındaki bir çocuk için bile kötü alışkanlık, kavgacı bir kişilik oluşturabilir. Bu çocuk okulda yaramazlıklarından dolayı bodruma kilitlenebilir, okulun ikinci haftasında herkes tarafından tanınabilir ve ailesi en çok okula gelen veli unvanıyla kısa sürede rekora koşabilir.

Mahalleden taşınıp okulu da değiştirince hayatım biraz rahatlamaya başladı. Dersler düzelip arkadaşlar normalleşti.

Ben Sabrina, Power Rangers, Herkul, Zeyna ile büyüyüp onlara hayran olanlardanım. Sihire ve uçmaya meraklı olanlardanım. Harry Potter ve Felsefe Taşı’nı 4. sınıfta okuyup hayallere dalan, ruyalarında uçan çocuklardanım.

Sihir gibi çocuklara bile hayal gelen bir kelime benim hep içimdeydi. Tek gereken onu bir yerlerden bulup çıkarmaktı. Çocuk aklıyla bunu yapabileceğine inanmak, kendine güvenebilmekti. Dakikalarca bir kaleme odaklanıp dokunmadan hareket ettirmeye çalışmak. O zamanlar internet bile yokken kütüphanelerde ansiklopedi gibi etkisiz şeylerden araştırmalar yapmak ve sonunda ‘hiç’e ulaşmak. Hiçbir şey bulamamak ama hep inanmak.

Sonunda bir gün inancımın karşılığını aldım. Kendime inanmanın mutluluğunu tattım. Düşünce okumak, yönetmen; bunu yaşadım. Daha 7. sınıftaki bir öğrencinin öğretmenleri üstündeki düşünce denemeleri… O mutluluk hayal edilemeyecek kadar başka. Araştıracak kaynak olmadan bunu hissetmek…

Hayatı severim. Her ne kadar bazen ters olsa da, kırıp kaçsa da severim. İnsanları, onları tanımayı severim. Beklemediğiniz bir anda size doğru gelip, tanışıp, konuşabilecek biriyim. Aynı zamanda sizleri sevebilecek, kaçabilecek biriyim.

Lisede hayallerimi gerçeğe dönüştürebileceğimi fark ettim. Kitaplar aldım, okudum. İnternette gezindim. Enerjimi paylaştım; enerji emdim; telekinezi, telepati, astral seyahat yaptım… En önemlisi ruhları buldum. Korkulan o varlıkları buldum. Her şeyin farklı olduğunu o an anladım. Büyü öğrendim, eski yazıları öğrendim. Sonra arada birde illüzyon öğrendim.

Yemekten çok pişirmeyi, dinlemekten çok söylemeyi, okumak ve izlemekten çok yazmayı severim. Yazmak büyük bir parçamdır. Roman, hikaye, oyun, şiir… Kalem hislerimi anlatan önemli nesnem. Bunun yanında film izlemeyi, kitap okumayı da severim. Gezmeyi tozmayı hele de bisiklet sürmeyi…

Şanslı olduğumu söylerler. Belki de haklılar. Öyle yüksek gelirli bir ailem yok ama istediklerim genelde olmuştur. Belki şans bunun adı ama ben öyle düşünmüyorum. Kazandıktan sonra kaybetmek önce kaybetmekten daha acı. Hayat her gülümseyişten sonra ağlatmayı iyi biliyor. Ben mutlu olmayı sevmezdim. Düne kadar.

Düne kadar farklıydım. Bilindik bir insandım. Belki biraz farklı. Belki biraz daha ama insandım, acı çekerek yaşanacağını bilen ve acıyı seven; karanlığı, geceyi seven; korkularını seven biriydim. İnsanların kaçtığı, korktuğu ve çekindiği birçok şeyin üstüne gittim. Basit bir hayatım vardı düne kadar.

Dün bazı şeylerin kökten değişmesi gerekti. Bir mum, bir ayna ve birkaç kağıt parçası yeterliydi. Biraz meditasyon ve geçmişin Kail’i, şimdinin Alican’ı ve anın Dark Storm’u artık bir bütündü. Geçmiş isimlerimden biriydi Kail. İçimdeki karanlığın saklı ve güçlü hali Dark Storm.

“İnsan düşündüğü her şeyi yapabilecek güce sahiptir. Yapamayacağı bir şeyi zaten düşünemez”

Ben tüm duyguları tek tek yaşamayı amaçlayan biriyim. Kişiler, yer ve zaman hem önemli hem değil. Ben istediği an kafasına eseni yapan biriyim. İnsan olmanın zaaflarını bir kenara atan, biraz doktordan korkan, vücudunun kendi kendini en iyi şekilde iyileştirebileceğine inanan biriyim. Ben kalıplaşmış düşünceleri sevmeyen, bazen toplumun düşünce ve inançlarına ters düşen biriyim. Ben kendi doğruları için yaşayan biriyim.

Beni tanıdığınızı düşünebilirsiniz. Ancak emin olmayın ben bile bazen kendi kendimi tanıyamıyorum. Hiç beklemediğiniz bir anda sizi şaşırtabilirim. İyi yada kötü.

Ben psişik biriyim. Bir o kadar da normalim. Seni buraya kadar çeken de belki benim. Gözlerini kapat ne düşünüyorsan ben de düşünüyorum. Seni biliyor ve anlıyorum.

Ve…

Ben Alican. Dark Storm ve Kail diyenlerde var ama Alican tercihim. Sıradan tipik bir insanım. Genelde deli olabileceğimi söylerler. Beklide haklılar.

Ya sence?…

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009