‘Ufak Çaplı hitayeler/masallar’ kategorisi için ArÅŸiv

Kayıp Düşler -1-

Salı, 02 Mart 2010

Karanlığın ardından doğan güneş gibisi yoktur. Dünyadan bir an olsun uzaklaşıp düşler alemine geçmenizi sağlayan güzel bir manzara olur karşınızda. Sizi saran bu mutluluk ve heyecanla karışık bu duygu bitsin istemezsiniz. İşte öyle bir andaydım o gün de. Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar erken uyanmış o dağa amaçsızca tırmanmıştım. Nedenini bilmeden ve sorgulamadan yapmıştım bunları. Güneş karşımda yavaş yavaş ortaya çıkarken gözlerimi kapatıp geriye yaslandım. Üşüme duygusu yerini hafif bir sıcaklığa bırakıyordu karanlık aydınlığa dönerken.

Uzaklardaki bir kartal çığlığı kulaklarıma geliyordu. Yavaş yavaş yaklaştığını hissedebiliyordum. Belki de aç olan karnını doyurmak için dolaşıyordu. Birkaç parça da yavrularına götürüp onları besleyecekti. Artık kanat seslerini de duyabildiğimde gözerimi açtım. Üzerimden uçup giderken gülümsedim. Neden gülümsediğimi bilmeden gülümsedim ve kendimi bu mutluluğa bıraktım.

O gün o kadar amaçsız şey yapıyordum ki bir şeye daha engel olmamaya karar verdim. Doğruldum ve önümdeki uçuruma baktım. Kızıldan sarıya bürünen güneşin aydınlattığı otlar bir noktada bitiyor ve ileride derin bir boşluk oluşturuyorlardı. Ayağa kalktım ve o boşluğa doğru bakımdım. İleriye doğru bir adım attım. Uçurum sis perdesine bürünmüştü. Bunu yapmayı istiyordum evet. Engel olmadan yapacaktım.

Kenara doğru hızlı adımlarla ilerledim ve aşağıya, sonu görünmeyen o boşluğa baktım. O biraz önce geçen kartalın çığlığını bir kez daha duydum. Başımı kaldırıp baktığımda ağzında bir et parçası ile biraz önce geldiği yere tekrar gittiğini gördüm. Bu nedensiz mutluluğumun biraz daha artmasına neden olmuştu. Artık devam edebilirdim.

Uçurumun tam ucundaydım artık ve ayaklarımın altındaki toprak kendini aşağıya bırakmaya başlamıştı. Ya kendim yapacaktım ya da toprak halledecekti bu işi. Gözlerimi kapattım ve son bir kez nefes aldım. Tekrar gözlerini açtım… Bu anı görmek istiyordum.

Kendimi boşluktan aşağı bırakırken mutluydum ve her şeyin farkındaydım. Olması gereken buydu ve oluyordu. İçimi farklı bir huzur kaplamıştı. Beklide çok önceden yapmalıydım bunu. İşler sarpa sarmadan. Etrafımdakiler birer birer kaybolmadan önce yapmalıydım. Benimle dalga geçilmesine izin vermeden önce… her şeyin başında yapmalıydım. Belki de nefes aldığım ilk gün olmalıydı bu. Daha hiçbir şey başlamamışken.

Sisin arasından süzülerek ilerlerken burnuma su kokusu geliyordu. Çok geçmeden kulağımı dolduran bir su sesi de buna eşlik etmeye başlamıştı. Artık gözlerimi kapatabilirdim. Böylece nereye düştüğümü bilmeden neler olacağını bilmeden devam edecektim. Gözlerimi kapattım ve hızla aşağıya düşmeye devam ettim. Baş aşağıya düşüyordum ve bilinmezlikten korkmuyordum. İlk defa bu duygu hoşuma gidiyordu.

Bir anda oldu her şey. Bir anda saçlarımda hissettiğim soğukluk tüm vücudumu sardı. Çırpınışların gereksiz olduğunu anladım, hareket edemiyordum. İçine düştüğüm göl tüm sinirlerimi uyuşturmuştu ve bir acı dalgası hissetmeye başlamıştım. Sadece acı ve hareketsizlik…

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009