‘Kafama estikçe’ kategorisi için Arşiv

Olamadıkların

Cuma, 27 Ocak 2012

Dışarıda deli gibi kar yağarken ben biraz önce eve girdim. Kendi çapımda alışveriş yaptım karnımı doyurmak adına. Eve girdiğimde yüzüme çarpan sıcaklık beni mutlu etti diyebilirim. Yemek yemeden bunları yazmak için evimin küçük ama beni mutlu eden salonuna geldim. Mavi bir kanepe, iki küçük (ama rahat olanından) beyaz koltuk , bir televizyon ve yemek masası görevinde bir ütü masamız var. Elimde küçük bir netbook ve aklımdan geçenleri yazıyorum buraya.

Bu küçük koltukta oturmuş yazıyorum. Ve düşünüyorum, olmak istediğim yer burası mı?

Hiç düşünmedin mi be okuyucu gerçekten bu hayat senin mi? Her şey yolunda olabilir, bir sorunun olmayabilir ve çok mutlu olabilirsin ama yine de sen bu hayata mı aitsin? Düşünüver be okuyucu öyle misin?

Çevrene bir bakınıver arada sırada, diğer insanlar neler yaşıyor diye bir düşünüver. Zamanın değerlidir senin bilirim ama demiyorum ki bu işe zaman ayır da yap diye sana. Yolda yürürken gözlemle, otobüsteyken gözlemle, çevrendekileri gözlemle. Bak bakalım neler var o dünyalarda. Senin dünyan gerçekten siyah ve beyazdan mı oluşuyormuş gör bakalım bir.

Yine de şu an bir durup düşündüm de bu söylediklerimi unut be okuyucu. Olur da söylediklerimi yapmaya başlarsan hayatın gerçek yüzünü göreceksin yapma. Hayattaki gerçek üzüntüleri göreceksin görme. Kendini daha çok geliştirebilir, başka şeylerin farkına da varabilirsin ama sana üzüntüler de getirebilir hani. Ne gerek var bu riski almaya, alma!

 

Yok yine de risk almaya razıyım dersen yazayım biraz daha. Göreceklerini pek sevmeyeceksin sevgili okuyucu. Karşına öyle şeyler çıkacak ki bazen memnun olacak bazen isyan edeceksin. Senin mi bu hayat diye sorgulamaya başlayacaksın. Dönüp bakacaksın senin olan şeylere. Onları ,isteyip istemediğini sorgulayacaksın. Döneceksin geçmişteki başarılarına, bazılarının aslında hata olduğunu göreceksin.

Düşünmek kötü bir şey mi diye düşünmeye başlayacaksın. Çünkü düşündükçe çıkmaza saplanacaksın. Düşündükçe çevrene ve en çok da kendine yabancılaşacaksın. Bir gün gelecek ve aynen şunu soracaksın “Aklımdaki bu geçmişi gerçekten de yaşadım mı?”.

İşte o gün aklından şüphe ettiğin gün olacak okuyucu, etme!

Onlara ait olmadığını anlarsan daha fazla düşünme!

Haydi Gençler Hayal’e

Perşembe, 19 Ocak 2012

Hiç hayal kurar mısın be okuyucu? Ben çok kurarım da ondan sordum. Güzel şey hani, istediğin şekilde, istediğin anda ve istediğin yerdesin. Her şey senin kontrolün altında; olsun dediklerin olsun, gitsin dediklerin gitsin. Hiç yaptın mı böyle bir şeyler okuyucu? Hadi gel seninle hayaller kuralım, ama öyle senin bildiğin hayallerden olmayacak bunlar. Gerçek hayaller kuralım.

Şu kadar paran olsaydı ne yapardın demeyeceğim ben okuyucu. Gerçek hayalde ‘şu kadar para’ söz konusu değildir. Hayal gücü sınırsız derler duymuşsundur bir yerlerden. Dedim ya istediğini yapmakta özgürsün, ‘şu kadar para’ya bağlı değilsin. İçinden “Ama bu da bir hayal” dediysen yanıldın be sevgili okuyucum. Bir değişkene bağlı kurulmaz hayaller. Değişken ancak planlarda olur. “ ‘Şu kadar para’n olsaydı ne yapardın” sorusu da senin planlarına yönelik olacaktır.

İşte bizim sorunumuz da bu yani. Hayal kurmayı ve hayalin gerçek anlamını bilmiyoruz bizler. Hayal dediklerinizi bir gözlemlesen göreceksin sadece değişkenler eşiğinde planların olduğunu.

Geçek hayal dedik ya okuyucu. Hadi o zaman uçalım, kaçalım; olmadı ejderha yakalayalım. Ne istersek onu yapalım. Para gibi değişkenler olmadan her şey bizim olsun. İstediğimiz adamları çağırıp istediklerimizi yapalım. İstediğimiz şeyi istediğimiz yerde yiyelim. Kısacası hayal kuralım.

Unutma okuyucu “Sen hayallerinle varsın. Seni sen yapan farklı hayaller kurabilme yeteneğindir. Hayal kurmadan gerçeği şekillendiremezsin, mutlu olamazsın!”

Sen Hiç?

Salı, 10 Ocak 2012

Sen hiç nefesini uzun süre tuttun mu okuyucu? Hani yaklaşık bir dakikaya varan ve sonunda başının dönmesine neden olup boğazını ve karnını daha iyi hissetmene neden olup gözünü karartanından denedin mi?

Sen hiç ani bir nefes aldın mı okuyucu? Hani o uzun nefessizliğin ardından büyük bir istekle ciğerlerini bir anda doldurup oksijenin alveollerine temas etmesiyle yakıcı bir acı veren ve değil sen en baba adamı bile yere çömeltip deli gibi öksürmesine neden olan o nefesten aldın mı?

Sen hiç dakikalarca öksürdün mü okuyucu? Hani o ciğerini doldurduğun havayı dışarı atmaya çalıştığın, ciğerinin parçalandığını hissettiğin ve belki daha fazla acımaz umuduyla bir elini göğsüne götürüp tuttuğun, ağzını bir karış açan ve sonunda tükürükleri etrafa savurtan o uzun öksürükleri yaşadın mı?

 

En önemlisi okuyucu, sen hiç sonunda o şekilde dakikalarca öksürerek derin bir acı çekeceğini bile bile nefesini uzun bir süre tutup o derin nefesi içine çektin mi?

 

Şimdi başka bir sorum olacak be okuyucu sen hiç uzun bir süre yalnız kaldın mı? Hani çevrendekilerden uzaklaşmak istediğin ve kendini açacak karşı cinsten birini bulup bulamama düşünceleriyle boğuşarak kendini hayattan dışladığın o yalnızlıklardan yaşadın mı?

Peki sen hiç birini delice sevin mi? Hani onun yalnızlığına iyi geleceğini düşündüğün için başlayıp, hayatına bir anda girip bazı şeyleri değiştirip her tartışmada canını acıtsa da bırakamayacağın, onun yaşattıklarını bir başkasının yaşatamayacağını düşündüğün, ve seni önünde diz çöktürebilecek cinsten sevdin mi?

Sen hiç uzun bir süre ayrılma planları yaptın mı okuyucu? Her şeyi en ince ayrıntısına göre planlarken canının daha çok acıdığı başını yerden kaldırmadığın ve başka bir şey de yapamadığın, bir yandan bir an önce bitsin derken bir yandan da istesen de beklemekten başka çaren olmadığını bildiğin ve sonunda içindeki her şeyi kustuğun o anların oldu mu?

 

Peki okuyucu son olarak bu yazıdan çıkardığın herhangi bir ders oldu mu? Yok eğer çıkardıysan benim öyle bir amacım yoktu be okuyucu. Sıraladım aklımdan geçenleri öylece. Biraz önce nefesimi tuttum da ondan oldu sanırım. Hani çıkardıysan bir sonuç bir sorunun olabilir diye söylüyorum.

Ben çıkardım mı diye sorarsan çıkardım elbet çünkü ben de sorunluyum.

 

Demek ki neymiş nefesini uzun süre tutmayacakmışsın, tuttuysan düşünmeden ani bir nefes almayacakmışsın. Yok onu da yaptıysan öksürmekten ve o ciğerindeki acıyı çekmekten başka bir yol yok be okuyucu. Başa gelen çekilir.

 

Saygılarımla.

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009