Küçük bir çocukla başlar bu hikâye. Küçük ve masum bir çocuk; gayet sıradan diğerlerinden farkı olmayan uslu bir çocuktu bu. Başarılı çocuğumuz kimseye karışmaz kendisiyle ilgisi olmayan şeylere burnunu sokmazdı. Filmlerde gördüklerini hayatına uygulayabiliyordu. Onlarda hep meraklı kişilerin başına kötü şeyler geliyordu ve bizim çocuk asla meraklı davranmazdı. Olanlara hiç mi hiç aldırmazdı. Hayatta çok istediği hiçbir şey olmamıştı. Hiçbir şey onu tamamen kendine çekmemişti. Çok istemekten korkuyordu da. Çünkü hep görüyordu etraftan çok istenen şeyler olmuyordu. Kız arkadaşı yoktu, kızlarla konuşmuyordu bile. Kızlar sorundan başka bir şey değildi ki. Hep bir sorun çıkarırlardı ortaya. Hem onu seven başka çocuklarla kavga etmek istemiyordu da. ‘Onu seven…’ demişti. ‘O’ diye biri vardı. Evet, evet vardı. Ama bunu kimse bilmemeliydi içinde saklamalıydı. Dışarıya vurmayı asla düşünmüyordu. Hem onu sevmiyordu ki, istemiyordu da. Bu oyuna gelmeyecekti de. Ona bakmayacaktı bir daha onu düşünmeyecekti böylesi iyiydi. Başına bela açmayacak, hep susacaktı.
Birkaç yıl sonra bizim çocuk büyüdü üniversiteyi kazandı. Herkesin imrendiği bir çocuk oldu. Üniversiteyi de dereceyle bitirdikten sonra mesleğine atılmıştı. O artık çok önemli bir doktordu. Kimsenin yapamadığı şeyleri yapıyor, büyük hastalıkları iyileştiriyordu. Hala kaçıyordu ama. Aklını karıştıracak her şeyden çok uzaktaydı. Beslenmesine dikkat ediyor tanımadığı kimseyle görüşmüyordu. Tanıdıklarıyla bile lazım olmadıkça görüşmüyordu.
Bir gün yolda giderken bir kız gördü ve etkilendi. Ona bakarak karşıdan karşıya geçerken araba çarptı öldü bizimki…
.
.
Böyle saçma başlayıp saçma biten bir hayatınız da olabilirdi. Herkesin sorunları vardır. Ve emin olun sorunlarınızın daha büyüklerini yaşıyor diğer insanlar. İyi düşünün, mantıklı kararlar verin…