Ah O Eski Günler

Kategorilenmemiş Yorum Yok »

Bu yazımda bana eşlik edersen eğer çocukluk çağımıza inelim diyorum okuyucu. Hani tek derdimizin Jerry’nin Tom’dan kaçması Tsubasa’nın takımını şampiyon yapması olan o günlere. Hani seni biraz olsun sonuçlarından korktuğun seçimler yapmaktan uzaklaştırayım diyorum.

Tom & Jerry dedik mesela. Tom’un Jerry’yi yemeyeceğini biliyorduk sonuçta. Sadece olayların nasıl gelişeceği merakıyla izliyorduk onları. O sonuca giden eğlenceli yola katılıyorduk. Bazen gülerek bazen de büyük meraklarla kilitleniyorduk ekran başına.

Hani Tsubasa dedik. Amacına ulaşacağını biliyorduk bazı bölümlerde büyük mağlubiyetler alsa da. Oradan bazı hareketler öğrenip mahalle maçlarında denerdik hani. Ara ara o hareketleri yapamayıp rezil olmuşluğumuz da vardı, küçük yaralanmalar yaşadığımızda.

Siz de kavga etmişsinizdir özellikle kadın olan aile büyüklerinizle. Tsubasa ile Rosalinda’nın aynı saatte olmasından dolayı. Ağlamışızdır amacımıza ulaşmak için. Ne de olsa ağlamak her kapıyı açıyordu o dönemlerimizde.

Şirinler başlayıverirdi ardından. Küçük köylerinde kendilerine yeten ve kötü büyücü Gargamel’den kendilerini korumaya çalışan o şirinler. Hani Gargamel’in şirinlerden başka işi yok muydu hala merak etmiyor da değilim. Eminim bazılarınız da düşünüyordur kendi dünyalarında.

Kızlar için Ay savaşçısı geldi Şeker Kız Candy ile birlikte. Erkeklere hitaben Conan çıktı. Ama birlikte izledik Ninja Kaplumbağa’ları, Hayalet Avcıları’nı.

Ardından dizi filmler girdi hayatımıza. Herkül ile başladık dizi zevklerimize. Zeyna geldi ardından kadınların da istediklerini elde edebileceklerini gösteren. Ormanın Kitabı gösterdi farklı bir yerde büyümüş olma rüyasını.

Biz Sabrina ile büyüdük Twilight yerine. Belki sizlerin değil ama benim hayatım o diziyle şekillenmeye başlamıştı. O dizide gördüklerim beni ben yapmıştı ki ben de bunu çok sonralarda farkettim. Yazızının tamamını okuyun »

Sen Hiç?

Kafama estikçe Yorum Yok »

Sen hiç nefesini uzun süre tuttun mu okuyucu? Hani yaklaşık bir dakikaya varan ve sonunda başının dönmesine neden olup boğazını ve karnını daha iyi hissetmene neden olup gözünü karartanından denedin mi?

Sen hiç ani bir nefes aldın mı okuyucu? Hani o uzun nefessizliğin ardından büyük bir istekle ciğerlerini bir anda doldurup oksijenin alveollerine temas etmesiyle yakıcı bir acı veren ve değil sen en baba adamı bile yere çömeltip deli gibi öksürmesine neden olan o nefesten aldın mı?

Sen hiç dakikalarca öksürdün mü okuyucu? Hani o ciğerini doldurduğun havayı dışarı atmaya çalıştığın, ciğerinin parçalandığını hissettiğin ve belki daha fazla acımaz umuduyla bir elini göğsüne götürüp tuttuğun, ağzını bir karış açan ve sonunda tükürükleri etrafa savurtan o uzun öksürükleri yaşadın mı?

 

En önemlisi okuyucu, sen hiç sonunda o şekilde dakikalarca öksürerek derin bir acı çekeceğini bile bile nefesini uzun bir süre tutup o derin nefesi içine çektin mi?

 

Şimdi başka bir sorum olacak be okuyucu sen hiç uzun bir süre yalnız kaldın mı? Hani çevrendekilerden uzaklaşmak istediğin ve kendini açacak karşı cinsten birini bulup bulamama düşünceleriyle boğuşarak kendini hayattan dışladığın o yalnızlıklardan yaşadın mı?

Peki sen hiç birini delice sevin mi? Hani onun yalnızlığına iyi geleceğini düşündüğün için başlayıp, hayatına bir anda girip bazı şeyleri değiştirip her tartışmada canını acıtsa da bırakamayacağın, onun yaşattıklarını bir başkasının yaşatamayacağını düşündüğün, ve seni önünde diz çöktürebilecek cinsten sevdin mi?

Sen hiç uzun bir süre ayrılma planları yaptın mı okuyucu? Her şeyi en ince ayrıntısına göre planlarken canının daha çok acıdığı başını yerden kaldırmadığın ve başka bir şey de yapamadığın, bir yandan bir an önce bitsin derken bir yandan da istesen de beklemekten başka çaren olmadığını bildiğin ve sonunda içindeki her şeyi kustuğun o anların oldu mu?

 

Peki okuyucu son olarak bu yazıdan çıkardığın herhangi bir ders oldu mu? Yok eğer çıkardıysan benim öyle bir amacım yoktu be okuyucu. Sıraladım aklımdan geçenleri öylece. Biraz önce nefesimi tuttum da ondan oldu sanırım. Hani çıkardıysan bir sonuç bir sorunun olabilir diye söylüyorum.

Ben çıkardım mı diye sorarsan çıkardım elbet çünkü ben de sorunluyum.

 

Demek ki neymiş nefesini uzun süre tutmayacakmışsın, tuttuysan düşünmeden ani bir nefes almayacakmışsın. Yok onu da yaptıysan öksürmekten ve o ciğerindeki acıyı çekmekten başka bir yol yok be okuyucu. Başa gelen çekilir.

 

Saygılarımla.

Kuş ve İnsan

Kategorilenmemiş 1 Yorum »

Bir kuş gördüm bu gün. Kanatlarını sonuna kadar açmış bir kuş gördüm. Uçuyordu özgürlüğe doğru. Onun her kanat çırpışında ben heyecanlanıyordum. O kadar yüksekteydi ki “Onun yerinde olmak için neler vermem ki!” diye düşündüm içimde. Bir kuş olmak ve gökyüzüne kanat açmak, uçmak gidebildiğince, süzülerek yere inmek. İnsanoğlunun geçmişten gelen en büyük hayalini gerçekleştirmek için neler vermezdim ki!

Ben bunları düşünürken ise altında bulunduğum ağacın üzerindeki bir serçe sağ omzuma sıçtı.

 

Şimdi gökyüzünde uçan o şey de kuş, üzerime sıçan serçe de. Gel bu kararı sen ver be okuyucu hata bunun neresinde?

İkisi de bir bakıma özgürlüklerini sergiledi aslında birisi uçup kaçabileceğini gösterdi bana diğeri ise sıçıp kaçabileceğini. İkisi de kabiliyetlerini serdi gözlerimin önüne. Bana da düşünmek kaldı onlar davranışlarına devam ederken.

 

İnsanlık da böyle işte be okuyucu. Her birimizin farklı yetenekleri, her birimizin farklı özellikleri var. Kimimiz sadece iyi özelliklerimizi sergilerken kimimiz bunun yanında kötüleri de serer diğer gözlerinin önüne. Ama sonuçta kuşun kuş olduğu gibi insan da insan be okuyucu. Her birimizin kötü bir özelliğinin de olduğunu kabul etmek gerek şimdi burada.

Önemli olan ise hangi özelliğimizle tanındığımızdır şu yaban dünyada. Kim bizi nasıl tanıyor onu sorgulamak lazım. Arkamızdan konuşulanları duyabilmek ya da kendimizi gözleyebilmek lazım bizlere.

Düşünün bir günlük hareketlerinizi. Ne yaptınız diye bakının geçmişinize. Neyi iyi neyi kötü yaptığınızın farkına varın ve sonra “Ben nerede hata yaptım?” diye isyanlara girin derim ben.

Anlayana bu kısa yazı kârdır diyorum ve son noktayı koyuyorum. Kalın sağlıcakla!

redes

Ham madde WordPress
Tasarım: RSS-EMS.com.
LCNBY - 2009